... vekili avukat ... ile ... vekili ve 17 arkadaşı vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 4.3.2009 gün ve 23-7 sayılı hükmün Dairemizin 24.1.2011 tarih ve 9035-598 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, davalılara ait taşınmazı 17.8.2000 Tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, tapu kaydının tarafına verilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tasciline karar verilmesini istemiş, bilahare verdiği ıslah dilekçesi ile taşınmazın davalılarca açılan izale-i Şuyu davası sonucunda satışına karar verildiğini belirterek davalıların payına düşen bedellerin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin karar dairemizce ve özetle “davacının dava konusu taşınmazın dava tarihindeki raiç değerini isteyebileceği gerekçesiyle bozulmuş bu defa davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve özellikle Davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı, davalılara ait taşınmazı 17.8.2000 Tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, tapu kaydının tarafına verilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, bilahare verdiği ıslah dilekçesi ile taşınmazın davalılarca açılan izale-i Şuyu davası sonucunda satışına karar verildiğini belirterek, davalıların payına düşen bedellerin tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davacının dava tarihi itibariyle hakkının doğmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmiştir. Davacının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı, taşınmaz
devrinin tarafına yapılmadığı açık olup davalılarca İzale-i Şuyu davası açılmakla satış vaadinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyecekleri anlaşılmaktadır. Öyle olunca davacı taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelini isteyebilir. Dairemizin önceki kararında belirtilen bozma sebebi ilke olarak doğrudur. Ne var ki, somut olayda davacı 15.8.2008 havale tarihli ıslah dilekçesinde, neticei talebini “dava konusu parselin izale-i şuyu davası sonucunda davalıların hisselerine düşecek paranın kendisine ödetilmesi” şeklinde belirtmiş ve kendisini bu şekilde bağlamıştır. Yani davacının bu talebi ve beyanı karşısında, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri değil, izale-i şuyu davası sonunda satıştan davalılar hissesine düşen payların davacıya ödetilmesine imkan verecek şekilde hüküm kurulması gerekir. Yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, davacının dava tarihindeki taşınmazın rayiç değerini isteyebileceği şeklindeki gerekçesi zuhule dayalı olup bu husus bu defa yapılan inceleme ile anlaşıldığından davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıdaki gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ. Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının sair karar düzeltme itirazların reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle dairemizin 24.1.2011 tarih 2010/9035 esas-2011/598 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına hükmün yukarıdaki gerekçe ili BOZULMASINA, 27.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy