(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 620, 622, 690) (1086 S. K. m. 248)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı asıl davada, davalı B... Ltd. Şti.'nin sahibi olduğu 57 numaralı bağımsız bölümü satın aldığını ve davalı şirket yetkilisi diğer davalı R.'a 360.000 TL ve 280.000 TL bedelli iki adet senet verdiğini, daire içinde bulunan kiracının ödemesi gereken 120.000 dolar yıllık kira bedelinin kendisinin alacağının kararlaştırıldığını, ancak kiracının yıllık kira bedelini davalılara ödediğini bildirmesi üzerine 120.000 dolar karşılığı 200.000 TL'nin 31.03.2009 tarihli ve 280.000 TL bedelli senetten mahsubu için yazılı belge düzenlediklerini ve 31.03.2009 tarihli senedin bakiyesi olan 80.000 TL'yi ödediğini ileri sürerek 31.03.2009 tarihli senetten dolayı 200.000 TL borçlu bulunmadığının tespitini istemiş, birleşen davada ise, 31.03.2009 tarihli senedin davalı R. tarafından vadesinden sonra ve ancak daha önceki bir tarih atılarak davalı E.'a ciro edilmiş gibi gösterildiğini, oysa ki cironun, vadesinden sonra yapılmasına rağmen kötüniyetli olarak önceki bir tarih olan 06.02.2009 tarihinin yazıldığını, bu senede dayalı olarak aleyhine icra takibi yapıldığını ileri sürerek icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiş, diğer davalı R. ise davanın reddini savunmuş, birleşen dosyanın davalısı E. ise iyiniyetli 3. şahıs olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 31.03.2009 vadeli 280.000 TL bedelli bononun 200.000 TL'nin taşınmazın önceki kira dönemine ilişkin kira borç nedeniyle mahsup edildiği, 80.000 TL'lik kısmının ise 31.03.2009 tarihinde R.'a ödendiği, 31.03.2009 tarihinde bononun R.'ın elinde olmasına rağmen, kötüniyetli olarak vadeden önceki tarih olan 06.02.2009 tarihi yazılarak diğer davalı E.'a ciro edilmiş gibi gösterildiği, vadeden sonra yapılan cironun alacağın temliki niteliğinde olduğu ve davalı E.'un bu nedenle iyiniyet iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davalısı E. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalı B... Ltd. Şti.'nin malik olduğu 57 numaralı bağımsız bölümü 30.01.2009 tarihinde dava dışı eşiyle birlikte satın aldığı, satış bedelinin bakiyesi için de davalı şirket yetkilisi olan davalı R.'ın alacaklı olduğu 28.02.2009 vadeli 360.000 TL bedelli ve 31.03.2009 vadeli 280.000 TL bedelli bonolar verdiği, davacı ile davalı R. arasında düzenlenmesi 30.01.2009 tarihli belge ile de, daire içinde bulunan kiracının ödemesi gereken 1 yıllık kira bedeli olan 120.000 TL'nin tahsil yetkisinin davacı ve eşine bırakıldığı, davacının kiracı aleyhine yaptığı icra takibine kiracının kira parasını ödediğine dair itiraz üzerine R. tarafından 04.03.2009 tarihli para teslim tesellüm makbuzu düzenlenerek davacının 200.000 TL'lik ödemesinin 31.03.2009 tarihli senet ödemesinde ileri sürüleceğinin kabul edildiği ve davacının akabinde 31.03.2009 tarihinde 31.03.2009 vadeli senedin bakiye kalan kısmı olan 80.000 TL'yi ödediği, davacının böylece her iki senet bedelini ödemiş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı E. ise 18.09.2009 tarihinde başlattığı icra takibi ile kendisine 06.02.2009 tarihinde ciro edilen 31.03.2009 vadeli senede dayalı olarak icra takibinde bulunmuştur.
Davacı birleşen davada 31.03.2009 tarihinde, 31.03.2009 vadeli senedin bakiyesi olan 80.000 TL'nin ve dolayısıyla tüm senet bedelini davalı R.'a ödemesinden sonra davalı R. ve E.'un el ve fikir birliği yaptıklarını ve vadeden önceki 06.02.2009 tarihinde ciro yapılmış gibi gösterdiklerini ileri sürmekle, davalı E. ise senedi diğer davalı R.'dan 06.02.2009 tarihinde ciro yoluyla devraldığını, iyiniyetli olduğunu savunmuştur. Mahkemece de 31.03.2009 tarihinde 80.000 TL'nin R.'a ödendiği ve bu tarihte senedin davalı R. elinde olduğu, vadeden sonra kötüniyetli olarak geriye doğru 06.02.2009 tarihi yazılarak E.'a ciro edilmiş gibi gösterildiği gerekçesiyle davalı E. hakkındaki dava da kabul edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, senedin vadesinden sonra ve kötüniyetli olarak geriye doğru bir tarih yazılmak suretiyle davalı E.'a ciro edilmiş gibi gösterildiğini ispat yükü davacıdadır. Davalılar ise savunmalarında bu hususu kabul etmemektedirler. Davacının 80.000 TL'lik ödeme yaptığı senet üzerinde işlenmemiştir. Öncesinde 200.000 TL'si kiracının kira borcu nedeniyle mahsup edilen 31.03.2009 vadeli senedin bakiye borç olan 80.000 TL'nin ödenmesi zamanında davacıya iade edilmesi veya en azından 80.000 TL ödendiğini senet üzerine yazılması taraflardan beklenen hayatın olağan akışına uygun bir durumdur. 80.000 TL tahsil edildiğine ilişkin olan ve R. tarafından imzalanan 31.03.2009 tarihli makbuzdan senedin davacıya neden iade edilmediğine dair bir ibare de bulunmamaktadır. Bu itibarla, 80.000 TL'nin davalı R.'a ödediği tarihte senedin davacıya verilmemiş olması ve en azından bu hususun senet üzerinde yazılmamış olması, davalı E.'un iyiniyet savunmasını kanıtlar bir husustur. Öte yandan bu husus tanık beyanlarıyla ispat edilebilecek bir husus da değildir. Davalı E.'un vadesinden sonra ve fakat geriye doğru 06.02.2009 tarihi yazılarak senedi diğer davalı R.'dan devir aldığı hususunun ispatlandığı kabul edilemez. Davacının 31.03.2009 tarihinde bakiye 80.000 TL'nin ödemesi de bunun delili sayılamaz. Öte yandan, davalı E.'un davacı ve diğer davalılar hakkında önceden var olan hukuki ilişkiyi ve bu bağlamda senedin ödendiğini bildiği de ispat edilmemiştir. Hal böyle olunca davacının, davalı E. hakkındaki iddiasını ispat edemediği kabul edilmelidir. Ne var ki davacının bu iddiasını ispat zımnında davalıya yemin yöneltme hakkı olduğu kabul edilerek, davacının yemin deliline de dayanmış olması halinde davalıya yemin yöneltme hakkı olduğu davacıya hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı E. yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy