MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının tüketici kredisine kefil olduğunu, kredi borcu ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve davalı hakkında icra takibi başlattığını, asıl borçlu hakkında borç ödenmeden aciz vesikası aldığını, davalının borçtan sorumlu olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı asıl borçluya gidilmeden kefil hakkında takip yapılamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4077 sayılı kanunun 10/3 maddesi koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı kefil ve asıl borçlu aleyhine başlattığı icra takibinde, borcun asıl borçludan tahsili için yapmış olduğu icra işlemleri sonundan 22.10.2010 tarihinde borç ödemeden aciz vesikası almış ve eldeki davayı açmıştır. Asıl borçludan alacağın tahsilinin mümkün olmadığı kesin biçimde anlaşıldığına göre davalı kefilin harçtan sorumluluğu koşulları oluşmuştur. Mahkemece, davalının sorumluluğu başladığı kabul edilerek işin esasına girilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy