MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, ortak murisleri Muzaffer'in ölümüyle birlikte kendilerine miras kalan ... tapusuna kayıtlı taşınmazın devir ve temlik işlemleri için satış yetkisini içeren 19.07.2002 tarihli vekaletnameyi davalı kardeşlerine verdiklerini, davalının bu vekaletnameye istinaden taşınmazı ... isimli şahsa 25.09.2008'de 38.000,00 TL ya sattığını, taşınmazın değerinin tapuda gösterilen değerin yaklaşık 2 katı olduğunu, davalının taşınmazın satışından elde ettiği bedeli miras payları oranında kendilerine ödemesi gerekirken vekalet görevini kötüye kullanarak hiçbir ödemede bulunmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte miras payları oranında davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, dava konusu taşınmazı mirasçıların vekaletiyle 50.000,00 TL ya sattığını, bu bedelin 10.000,00 TL sını davacıların da bilgisi dahilinde emlak vergisi vs. giderler ile murisin kabrinin yapımına harcandığını, 40.000,00 TL nın 10.000,00 TL sının kendi uhdesinde kaldığını, 30.000,00 TL yi da davacılara eşit olarak verdiğini, davacıların payını verirken yanlarında bulunan kişilerin tanıklık yapacaklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, her bir davacı için 9.666,66 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2012/16249-27816
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, davalının vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle dava konusu taşınmazın satış bedelini miras payları oranında paylaştırmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, davalının taşınmazın 50.000,00 TL ya satıldığını, paranın eşit şekilde bölüşüldüğünü savunduğu, tapu kaydındaki satış bedelinin ise 36.000,00 TL olduğu, bu şekliyle davalının tapu kaydındaki değerin gerçek değer olmadığını kabul ettiği, taşınmazın satış tarihindeki değerinin tespiti amacıyla yapılan keşif sonucu taşınmazın değerinin 195.000,00 TL olarak belirlendiği, ödeme iddiası konusunda dinlenen tanık beyanlarının yeteri kadar açık olmadığı, bu nedenle davalının kabul ettiği şekilde, 50.000,00 TL ya satılan taşınmaz bedelinin davacı paylarına isabet eden kısmın verildiği hususunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davalı tarafından yapılan masrafların satış bedelinden düşülerek ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı, vekaleten 3. kişiye sattığı dava konusu taşınmazın satış bedelini davacı kardeşlerine payları oranında ödediğini geçerli delillerle ispat etmek zorunda olup, dinlenen tanık beyanlarıyla ödeme iddiasını ispat edememiştir. Ne var ki davalı delil listesinde yemin deliline de dayandığından davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 430.00 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 5.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.