(1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının hukuki işlerini takip etmek üzere anlaştıklarını, avukatlık ücret sözleşmesi de imzaladıklarını, ücret ödenmediğinden davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaliyle takibin devamına ve %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüyle Kadıköy 5. İcra Müdürlüğünün 2009/11613 esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacağın 100.000,00 TL sine yapılan itirazın iptaline takibin bu miktar üzerinden devamına, birleşen Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/417 esas sayılı dosyasının hakdüşümü süresi geçmiş olması sebebiyle alacak davası olarak değerlendirilerek kısmen kabulüne 47.500,00 TL nin asıl alacak 13.275,00 TL nin ise işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 60.775,00 TL nin kabulüyle bunun asıl alacak miktarı olan 47.500,00 TL ye takip tarihinden itibaren yasal faizi uygulanmak suretiyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece asıl ve birleşen davada yargılama giderleri ve vekalet ücretleri açısından ayrım yapılmadan hüküm kurulmuştur. H.U.M.K.nun 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389 maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Öte yandan davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, birleştirilen dava dosyasının tarafları, iddia, savunma özeti, delilleri kararda belirtilip, değerlendirilip, asıl ve birleşen her bir dava için kararda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Somut olayda asıl ve birleştirilen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. Bu haliyle verilen karar H.U.M.K.nun 388. maddesine uygun değildir. Mahkemece asıl ve birleşen davalar bakımından az yukarda açıklandığı şekilde ayrı ayrı, H.U.M.K.nun 388. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, H.U.M.K.nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy