MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davadışı mal sahipleri ile aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği müteahhid olarak kendilerine düşen daireleri davalıya noterde akdedilen satış vaadi sözleşmesi ile sattıklarını ve birde davalıya teminat olarak senet verdiklerini, davalının bu senetleri takibe koyduğunu ancak senetlerin bedelsiz olduğunu beyanla ... İcra Müdürlüğünün 2006/16.944 sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ... 4. İcra Müdürlüğünün 2006/16944 sayılı takip dosyasında davacıların davalıya 27.000,00 TL asıl alacak dışında kalan alacaktan dolayı borçlu bulunduklarının tespitine, ödenmiş ise bu meblağın düşülmesinden sonra bakiye miktarın davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, bakiyeye yönelik talebin reddine karar verilmiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-... Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz 2012/3324-991
verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile "Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek, kısa kararda davacıların davalıya 27.000,00 TL asıl alacak dışında kalan alacaktan dolayı borçlu bulunmadıklarının tespitine, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise bu meblağ yönünden borçlu bulunduklarının tespitine denmekle, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, HUMK.' nun 388/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 4.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy