MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, Eyüp 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/73 esas sayılı dosyasında davalıyı vekil olarak temsil ettiğini, davanın davalı lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, davalı ile yazılı ücret sözleşmesi yaptıklarını, ancak, davalının kendisini 23.3.2007 tarihinde azlettiğini, ödenmeyen vekalet ücretinin tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek,davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin geçersiz olduğunu, baronun verdiği görev nedeniyle vekil olarak dava takip ettiği için davacının kendisinden vekalet ücreti isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesi gereğince davacının Eyüp 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/73 esas sayılı dosyasında vekil olarak hukuksal yardım ve hizmetlerde bulunduğu, davalının azil işlemini haklı bir sebebe dayandıramadığı, haksız azil halinde avukatın ücretin tamamına hak kazanacağı, sözleşme gereğince 30.000TL alacağa yönelik itirazın iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı avukat ile davalı arasında yapılan sözleşmede tarih bulunmamakta ise de, davalının 28.11.2000 tarihli vekaletname ile davacıyı vekil tayin ettiği ve davacı avukatın da Eyüp 1.Asliye 2012/3679-30093
Hukuk Mahkemesinin 2001/73 esas sayılı davasını vekaleten 22.1.2001 tarihinde açtığı,davanın davalı müvekkil lehine sonuçlanarak kararın 17.5.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup davada dayanılan sözleşmede tarih bulunmasa bile bu sözleşmenin davanın açıldığı tarihte taraflarca imzalandığının kabulü gerekir. Davacı avukat üzerine aldığı işi layıkıyla takip ederek sonuçlandırdığı için vekalet ücretini talep etmekte haklıdır.Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespiti için ise, öncelikle uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4667 sayılı yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı yasa ile değişikliğe uğramıştır. Mahkemece anılan yasalarla değişikliğe uğrayan Avukatlık Kanununun değişik 164/4. maddesine göre karar verilmişse de, 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 7.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 22.1.2001 tarihinde imzalandığının anlaşıldığı ve davada dayanılan vekaletnamenin de 28.11.2000 tarihinde verildiği ve böylece hizmetin de davacı avukat tarafından 28.11.2000 tarihinden itibaren verildiği kabul edilerek bu tarih itibariyle ücret hesabı yapılmalıdır. Hal böyle olunca bu dava ile ilgili ücret uyuşmazlığının çözümünde, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 1136 sayılı Kanunun, 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümleri esas alınmalıdır. Bu noktada taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığının, dolayısıyla davacının sözleşmede belirtilen ücreti talep etmekte haklı olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Nitekim, vekalet ücret sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de resen gözetilmesi gereken bir husustur.
1136 sayılı kanunun, 2.5.2001 tarihli 4667 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki 164. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince, vekalet ücretinin belli ve muayyen olması gerekli olup, yine aynı kanunun 164. maddesinin 2. fıkrasına göre de, %25’i aşmamak üzere nispi bir ücretin vekalet ücreti olarak kararlaştırılması mümkün ise de, bunun geçerli olabilmesi, başarıya göre değişme koşulunu taşımasına bağlıdır. Başka bir ifade ile, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve %25’i aşmamak üzere, dava olunan veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Avukatın davayı kazanması durumunda belli bir ücret alacağı, kaybetmesi durumunda ise hiçbir ücrete hak kazanamayacağı, diğer bir deyişle avukatın ücret almasının, davayı kazanma koşuluna bağlı olacağı yolundaki sözleşmeler geçerli değildir. Yine aynı Kanunun 164. maddesinin 3. fıkrasına göre de, dava konusu mal, alacak veya hak gibi 2012/3679-30093
kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağına ilişkin sözleşmeler de, “hasılı davaya iştirak” niteliğinde olduğundan geçersizdir.
Dava konusu olayda,taraflar arasında imzalanan ücret sözleşmesinin "Sözleşme konusu olan işten dolayı avukata 30 milyar TL’den aşağı olmamak üzere dava sonucu elde edilen kazancın %25’i ücret ödenecektir." şeklindeki ücrete ilişkin hükmü, az yukarıda açıklanan yasanın öngördüğü "belli ve muayyen olma" ve "başarıya göre değişme" kurallarını içermediği için geçersizdir. Davacı geçersiz olan sözleşmeye dayanarak sözleşmede kararlaştırılan ücreti talep edemez. 1136 sayılı yasanın 4667 sayılı yasa ile değişikliğinden önceki 163/son maddesi gereğince yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya sözleşme mevcut olmakla birlikte geçerli olmadığı durumlarda, avukata ödenmesi gereken vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Dava konusu olayda taraflar arasındaki ücret sözleşmesi geçerli olmadığına göre, davacı tarafından davalının vekili sıfatıyla takip edilen Eyüp 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/73 esas sayılı davanın açılması sırasında beyan edilen harca esas değer üzerinden vekalet ilişkisinin kurulduğu 28.11.2000 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak davacıya ödenmesi gerekli olan vekalet ücreti belirlenip, belirlenecek bu miktara göre hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.