MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile yapılan harici satış vaadi sözleşmesi ile 159.000 TL bedelle taşınmaz satın aldığını, peşinat olarak 43.000 TL her biri 1.790 TL bedelli 16 adet senet karşılığı ödeme ile 7.500 TL ara ödeme olmak üzere toplam 79.140 TL ödeme yaptığını, davalının taşınmazı 01.12.2008 tarihinde teslim etmesi gerekirken halen inşaatına dahi başlanmadığını, sözleşmeye göre fesih imkanı doğduğunu belirterek; davalı ile yapılan 26.06.2007 tarihli satış sözleşmesinin ve ödenmeyen ve davalının elinde olan 35 adet senedin iptalini, davalıya yapılan 79.140 TL ödemenin, ödeme tarihleri esas alınarak işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsilini, sözleşme gereğince ödemesi gereken 1.800 Dolar karşılığı 2.610 TL cezai şartın ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek % 10 faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, inşaata başlanmamasında bir kusurlarının olmadığını ve sözleşmenin resmi şekilde yapılmış olmaması nedeniyle cezai şartın geçerli olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava konusu,tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir
(MK.705, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). Taşınmazın satımına ilişkin sözleşme baştan beri geçersiz olup, tarafların geçersiz sözleşme nedeni ile verdiklerini geri isteme hakları bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından ödenen satış bedelinin iadesi için davalıya gönderilen ihtarname, 11.12.2009 tarihinde davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmek suretiyle davalı temerrüde düşürülmüştür. O halde faiz başlangıç tarihinin de ihtarnamenin davalılara tebliği ile ihtarnamede verilen bir aylık sürenin bitim tarihinin esas alınması gerekir. Temerrüt tarihi dikkate alınmadan,faiz başlangıç tarihi ödeme tarihi esas alınarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Mahkemece davacının 2.610 TL cezai şarta ilişkin talebinin reddine karar verildiği için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek cezai şarta ilişkin talebin reddedilmesine rağmen davalı yararına vekalet ücretine hükmetmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, (2) ve (3) nolu bentlerdeki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün üçüncü paragrafında yer alan (79.140,00.TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren) sözlerinin karardan çıkarılarak yerine (79.140,00.TL'nin temerrüt tarihi olan 11.01.2010 tarihinden itibaren) cümlesinin yazılmasına,(3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümüne sekizinci paragraf olarak eklenmek üzere aynen ( davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 550 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.