MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ... Otomotiv A.Ş yetkili satıcısı ...den 21.500 TL bedel karşılığı satın aldığı 2005 model ... marka aracı satın aldığını, satışın uzman incelemesi ve teslimat formu ile teslim edildiğini, buna göre araçta değişen parça olmadığını ve sadece sağ ön ve arka kapıların çıta altının boyalı olduğunun taahhüt edilmesine karşılık, bagaj kapısının değiştiği ve arka tamponun da boyalı olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, 6000 TL tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya konu aracın ithalatçısı, satıcısı veya üreticisi olmadıklarını, aracın ikinci el olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, keza, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, 1.622.50 TL tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davalılar tarafında ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-HUMK'nın 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı Yasa'nın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK'nın 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanun'un 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK'nın 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HUMK'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, Mahkemece karara esas alınan 15.1.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda; araçtaki bagaj kapısının değişimi ve arka tamponun boyalı olmasının aynı model ve yaştaki araca göre yaklaşık 1500 TL değer kaybına yol açtığının belirlendiği, mahkemenin gerekçeli kararında bu değere itibar ettiği ancak hüküm kısmında bu miktarla çelişkili şekilde 1622,50 TL’ye hükmettiği böylelikle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu ve bilirkişi raporundaki miktar ile çelişmektedir. HUMK 388 ve 389 maddeleri uyarınca kararın şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde net ve açık bir şekilde yazılması gerekmektedir. HUMK.’nun 388. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy