(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 161) (6098 S. K. m. 182)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının satıcı sıfatıyla aralarında 7.3.2010 tarihli tellallık sözleşmesi tanzim ettiklerini, 105.000,00 TL satım bedeli ve satım şartlarında anlaştıklarını ve satış gününün belirlendiğini, davalının satış günü satış işlemleri için hazır olmadığını ve davalının satıştan vazgeçtiğini, sözleşmeye konu taşınmazın dava dışı 3. bir kişiye satıldığın, tellallık sözleşmesiyle üzerine düşen yükümlerini yerine getirdiğini, ancak ücretinin ödenmediğini, tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, emlak komisyon sözleşmesine dayalı tellallık ücreti alacağına ilişkindir. 7.3.2010 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde "komisyon bedeli satış bedelinin %3'dür" hükmüne yer verilmiş olup, 3.000,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. Aynı sözleşmenin 9. maddesinde "vazgeçen taraf her iki tarafın komisyon ücreti olan satış bedelinin %6'sını ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiş, Mahkemece 6.300,00 TL asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Sözleşmede yer alan hükümler dikkate alındığında sözleşmeden vazgeçme halinde ödenmesi istenen %6'lük ücretin %3'lük komisyon alacağı dışındaki kısmı cezai şarttır. 818 Sayılı Borçlar Kanununun 161/son maddesi (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 182/son maddesi) hükmünce hakim fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir. Bu hükmü hakimin resen gözetmesi gerekir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı tarafların ekonomik durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyetiyle beraber borcunu yerine getirmemiş olması sebebiyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü olarak alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tesbit edilmelidir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde cezai şartın tamamına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davacının tüm davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, H.U.M.K.nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy