MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, kardeşleri olan davalının borçları nedeniyle bankalardan kredi çekemediğini, bu nedenle muris babaları...’a Halkbankasından kredi çektirerek kendisini de kefil olarak gösterdiğini, kredinin davalı tarafından kullanıldığını, babalarının maddi durumunun iyi olduğunu böyle bir paraya ihtiyacı bulunmadığını, babalarının vefatı üzerine kredi borcunun mirasçılar tarafından ödendiğini ileri sürerek muvazaalı işlem nedeniyle davalının borcu için ödenen 6.000’er-TL’nin yasal faizi ile tahsilini istemişlerdir.
Davalı, kredilerin babaları tarafından çekildiğini, davacıların bu durumdan haberdar olduklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm, davacı...tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu kredilerin muris... tarafından çekildiği, akabinde...'ın vefat ettiği, kalan borcun murisin mirasçıları olan davacılar ve davalı tarafından ödendiği hususları tartışmasızdır. Davacılar, esasında davalıya ait olduğunu ileri sürdükleri kredi borcu nedeniyle ödedikleri meblağın tahsili istemi ile eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, davalının babası adına ancak kendisi hesabına kredi çekmek suretiyle muvazaada bulunduğuna ilişkin iddianın ispatlanamadığı, murisin ihtiyaçlarını karşılamak için gayrimenkullerini satmak gibi bir mecburiyetinin olmadığı, kredilerin tarım destek kredisi olmaları ve murisin de elma bahçelerinin bulunması nedeniyle söz konusu kredileri çekmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gerekçesiyle davacıların davalarının reddine karar verilmiştir. Davacı tanığı ..., davalının kredi çekmek için kendisinden kefil olmasını istediğini, akrabası olması nedeniyle kabul ettiğini, birlikte bankaya gittiklerini, bankada hazır olan matbu evrakları imzalarken asıl borçlu kısmında muris...'ın ismini gördüğünü, bunun üzerine kefil olmaktan vazgeçtiğini ancak davalının ısrarı üzerine sözleşmeyi imzaladığını beyan etmiş, tanık ... ise davalının dayısı olduğunu, davalının kredi çekmek için kendisine kefil olmasını istediğini, davalının ısrarı üzerine kabul ettiğini, birlikte bankaya gittiklerini, evrakları imzalarken muris...'ın ismini gördüğünü, davalıya sorduğunda murisinde kefil olduğunu söylediğini ifade etmiştir. Tanık beyanları mahkemece dikkate alınmamıştır. Dava konusu kredilerin muris adına ancak davalı hesabına çekilmiş olduğu tanık beyanları ile ispatlanmış olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı...yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy