MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı avukatın vekil sıfatıyla dava dışı belediyeye karşı açılan tazminat davasında kendisini temsil ettiğini, açılan davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını, meslek kusuru işlediğini, söz konusu dava dosyasındaki bilirkişi raporunda, ağaç bedelinin 7.295,00 TL, inşaat bedelinin ise 41.440,00 TL olması gerekirken toplam 7.431,00 TL eksik belirlendiğini ve bu şekilde hüküm kurulduğunu, davalının açtığı davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaması nedeniyle eksik hükmedilen 7.431,00 TL alacağın 15.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımı ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, zararın doğumundan sonra 5 yıl ve her halde o işin sona ermesinden başlayarak bir yıllık zamanaşımının süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Avukatlık Kanunu'nun 40.maddesinde, “... sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer.” hükmü bulunmakta olup, bu hükümle müvekkilin, avukata karşı tazminat isteminin bir ve beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir. Mahkemece,
dava tarihine göre, dava konusu edilen zararın öğrenilmesinden itibaren beş ve bir yıllık sürenin geçtiğinden bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/88 2008/406 esas ve karar sayılı davanın, Yargıtay 5.Hukuk Dairesi tarafından 2.4.2009 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle henüz beş yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. O halde olayda zamanaşımı söz konusu olmadığından, mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.