MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki fesih davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket elemanlarınca aldatıcı vaad ve taahhütler ile psikolojik baskı uygulayarak 23.7.2009 tarihinde devre tatil sözleşmesi imzalandığını, tatil hakkını kullanabilmesi için bir davetiye gönderilmediğini, tarafına tatil hakkını kullanmak uzere yer teslimi yapılmadığını, tatil hakkını hiç kullanmadığını, sözleşmenin haksız şartlar içerdiğini bu nedenlerle fesih koşullarının oluştuğunu, ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile yapılan ödeme tutarı 2140 euronun iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tesisi görerek sözleşmeyi imzaladığını, kapıdan satışın söz konusu olmadığını süresinde cayma hakkını kullanmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı şirket elemanlarınca aldatıcı vaad ve taahhütler ile psikolojik baskı uygulayarak 23.7.2009 tarihli devre tatil sözleşmesini imzaladığını, ancak tatil hakkını hiç kullanmadığını, tesisin kullanıma hazır halde kendisine tesliminin yapılmadığını belirterek, sözleşmenin feshi ile, ... olduğu bedelin iadesi istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise devre tatil sözleşmesinin kapıdan satış şeklinde yapılmadığını, davacının tesisleri bizzat görerek sözleşmeyi imzaladığını savunmuştur.
4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı TKHK'nun 8/1 maddesinde, “kapıdan satış, işyeri, fuar, panayır gibi satış mekânları dışında önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlardır.” şeklinde tanımlanmış olup, davalının sözleşmede belirtilen işyeri adresi olduğundan davacının, hediye tatil kazandığı belirtilerek davet üzerine gitmiş olduğu otelde, daha önceden düşünmediği ve devre tatil satın almak için de gitmediği halde, yapılan tanıtımlar üzerine hazırlıksız bulunduğu bir sırada imzalamış olduğu sözleşmenin, kapıdan satış şeklinde yapıldığının kabulü gerekir. Bu tip satışlar, tecrübe ve muayene
koşullu satışlardan olduğundan, cayma hakkı ancak hizmetin ifasından sonra, başka bir ifade ile tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlayacak olup, bu süre içinde sözleşme askıdadır.
Davacının sözleşmeye uygun kullanımı bulunmadığına göre, bu durumda cayma hakkını kullanma süresi henüz başlamamış olup, davacının cayma hakkını kullanması mümkündür. Mahkemece sözleşmenin feshi ile ödenen bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.12.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Mahkemece,taraflar arasında imzalanan devre tatil sözleşmesinin kapıda satış sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının tatil hakkını kullanabilecek durumda iken kullanmadığı,ödemelerini de yaparak sözleşmeyi benimsediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4077 sayılı yasanın 8. maddesinde düzenlenen satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardandır. Alıcı bu madde kapsamına göre satın aldığı malı tecrübe ve muayene etmedikçe cayma hakkını kullanabilecektir. Ancak her hakkın sınırları olduğu gibi bu hakkında sınırları olmalı ve bu hak kullanılırken satıcının zararlarının azaltılması da düşünülmelidir. Bu tür sözleşmede satıcı bedeli de aldığı için sattığı malı başkasına pazarlamaktan vazgeçip sattığı malı alıcının kullanımına hazır tutmak amacıyla bir takım külfetler altına girmektedir. Normalde alıcıdan beklenen satın aldığı malı bir an önce tecrübe ve muayene edip, kullanacaksa cayma hakkını kullanmasıdır. Alıcı nasılsa benim böyle bir yasal hakkım var istediğim zaman istediğim gibi kullanırım şeklinde bir düşünceye sahip olmamalıdır. Satış bedelini de ödeyip satıcıya malı aldığı konusunda güvence veren alıcının ben malı tecrübe ve muayene etmedim diye 3 yıl sonra cayma hakkını kullanıp sözleşmenin iptalini ve ödediği paranın iadesini istemesi bir hakkın kötüye kullanılmasıdır.Medeni Kanun hükümlerine göre de bir hakkın kötüye kullanılması himaye edilemeyeceğinden davanın reddine ilişkin kararın onanması gerekir.Kararın bu nedenlerle sayın çoğunluğun görüşünden farklı olarak onanması gerektiği görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy