MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıyla haricen imzaladıkları taşınmaz satış sözleşmesi gereğince satış bedeli olan 100.000 TL'nin 5.000,00 TL kısmını peşin, 95.000,00 TL' sını 09.02.2009 tarihli banka ödemesiyle yaptığını, davalının taşınmazı kendisine tapuda devretmediği gibi, aldığı bedeli de iade etmediğini,bunun üzerine satış bedelinin tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı alıcıyla taşınmaz üzerindeki ipoteğin alıcı tarafından çözdürülmesinden sonra 95.000,00 TL ödenmesi şartıyla anlaştıklarını, alıcı bu anlaşmadan sonra 95.000,00 TL ödeme yapmışsa da, parayı almak için bankaya gittiğinde sadece 38.000,00 TL kısmı alabileceğinin kendisine söylendiğini, durumu davacıya anlattığını ve aksi halde tapuyu devredemeyeceğini söylediğini, davacının da tek taraflı olarak sözleşmeyi bozarak ... Asliye hukuk Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alarak taşınmaz üzerine haciz koydurduğunu, taşınmaz bedeli olan 95.000,00 TL yi alamadığı için takipte istenen 95.000,00 TL ve ferilerini ödememekte haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanını kısmen kabulüne,icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş,hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağın
mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu, alacağın nizalı olduğu gerekçesiyle bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bent gereğince davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün, ikinci paragrafında yer alan “Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine,” sözlerinin tümüyle karardan çıkarılarak yerine, “Asıl alacak miktarı olan 100.000 TL'nin %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş ve değiştirilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 5.123,25 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.