MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... Noterliğinin 26.10.2010 tarihli araç satış sözleşmesi ile dava konusu aracı 15.900,00 TL ye davalıdan satın aldığını, davalının, satış öncesinde aracın hiçbir kaza geçirmediğini, hiçbir onarım ve boya işlemi görmediğini söylemesine rağmen aracı satmak istediğinde alıcının aracı ekspertiz incelemesi yaptırması sonucunda araçta sağ direğin değiştiğinin, sol ön direğin tamir edildiğinin, aracın tümüyle boyanmış olduğunun tespit edildiğini, tramer kayıtlarına göre de aracın 05.10.2006'da kaza geçirdiğini, davalının, aracın hasar görmediğini söyleyerek kendisini aldattığını, aracın bugünkü rayiç değerinin 10.000 TL olduğunu ileri sürerek, araç satış sözleşmesinin feshine, davalıya ödediği 15.900,00 TL nın iadesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla satın aldığı 15.900,00 TL araç değerinden, 10.000,00 TL rayiç değerinin düşülerek 5.900,00 TL zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu aracın 2006 model olup, aracı satın aldığı 2009 yılından sattığı 26.10.2010'a kadar kendisi ve ailesi tarafından kullanıldığını, bu sürede de hiçbir arıza ve kaza meydana gelmediğini, aracın ilk sahibi olmadığı için 2006'da gerçekleştiği iddia edilen kaza ile bir ilgisinin bulunmadığını, aracı satın alırken gerekli kontrolleri yaptırdığında araçta herhangi bir arıza çıkmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu aracın davalının mülkiyetindeyken herhangi bir kaza kaydının olmadığı, aracın davacının kullanımındayken iki kez kaza nedeniyle tamir gördüğü, araçta daha sonra kaza kayıtlarının olması nedeniyle davacının kaza nedeniyle tazminat talebinde bulunmasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
2013/22116-2013/31908
1-Davacı, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca gizli ayıplı olarak satılan araç nedeniyle ödediği bedelin iadesi ve aracın rayiç bedeli ile ödediği bedel arasındaki farkın tahsilini istemiştir. BK.nun 202. maddesine göre satıcının tekeffülü altındaki satılanın ayıbının anlaşılması halinde alıcı, dilerse satılanı redde hazır olduğunu beyanla satımın feshini, dilerse satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenin indirilmesini isteyebilir. Aynı maddenin 2.fıkrasında ise “hakim, alıcının satılanı red davası üzerine hal icabı satımın feshini muhik göstermiyorsa semenin tenzili ile iktifa edebilir” hükmünü getirmiştir. Ayıba karşı tekeffül koşullarının gerçekleşmesi ve yasada öngörülen yükümlülük yerine getirilmiş olması durumunda alıcıya yukarıda belirtilen BK.m.202 ve 203 ile seçimlik haklar tanımıştır. Yani alıcı davacı dilerse sözleşmeden dönebilir, dilerse satım parasının indirilmesini isteyebilir. Davacı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre, kaza tarihinde davaya konu aracın davalının mülkiyetinde bulunmaması, davalıyı sorumluluktan kurtarmaz. Hal böyle olunca mahkemece, öncelikle davacının hangi seçimlik hakları kullandığı (sözleşmeden dönme mi, bedel indirimi mi) sorularak, davacı sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istediği takdirde araçta daha sonradan, davacı elindeyken meydana gelen kazalar sebebiyle oluşan değer düşüklüğünün hesaplanarak alacaktan mahsubuna karar verilmeli, bedel indirimi istediği takdirde ise Borçlar Kanunu'nun 202. maddesi gereği nispi metod uygulanarak davacının alacağı belirlenmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.