1-... 2-... vekili avukat ... ile ... vekili avuka.....aralarındaki dava hakkında ....Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.03.2011 tarih ve 67-195 sayılı hükmün Dairenin 02.04.2013 tarih ve 13683-8422 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacılar, davalının ... Bankası ....şubesinden almış olduğu krediye kefil olduklarını, kredi borcunun davalı tarafından ödenmemesi üzerine borcu taksitler halinde ödediklerini, ödedikleri miktarın davalıdan rücuen tahsili için takip başlattıklarını, ancak davalı tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilen hüküm Dairemizce onanmış, davalı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davacılar, davalıya kefaleten ... oldukları kredi borcunun davalıdan rücuen tahsilini istemişler, davalı ise davacıların iddialarının doğru olmadığını, kredi borcunun tüm ödemelerinin kendisi tarafından yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla yükümlü olduğundan, davada ispat yükü davacılara ait olup, davacılar kredi ödemelerinin kendileri tarafından yapıldığını yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdürler. Davacılar delil olarak bankadan almış oldukları 5.11.2009 tarihli belgeye ve ödeme dekontlarına dayanmışlardır. Davacıların delil olarak dayandıkları ....... Şubesi tarafından, "ilgili makama" açıklaması ile servis yetkilisi ve şube müdürünün imzaları ile verilmiş olan 5.11.2009 tarihli belgede, "... tarafından kullanılan toplam 24.441,63 TL kredi taksitlerinin kefiller ... ve Şeydi Sular tarafından yatırıldığı" belirtilmişse de, yargılama sırasında aynı şubeden "dava konusu ödemelerin kim tarafından yapıldığının" sorulması üzerine gelen ve yine servis yetkilisi ile şube müdürünün imzalarını taşıyan 5.11.2010 tarihli cevabi yazıda ise, "dekontlarda açıklama kısmında açık ifade olmadığından taksit ödemelerinin kimin tarafından yapıldığının tespitinin mümkün olmadığı, bununla birlikte ödeme esnasında ödeme dekontunun bir nüshasının yatıran kişiye verildiği" belirtilmiş olup, davacının dayandığı 5.11.2009 tarihli belgedeki ifadeler, bankadan mahkemeye hitaben gönderilen 5.11.2010 tarihli yazı ile teyit edilmemiştir.
Davacıların dayandığı bir diğer delil ise ödeme dekontları fotokopisi olup, mahkemece verilen sürede, davacılar tarafından dekont asıllarının sunulamadığı anlaşılmaktadır. Ödeme dekontlarının ancak asıllarının davacıların elinde olması durumunda, bu ödemelerin kendileri tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilebileceğinden, davacılar tarafından ibraz edilen ve üzerinde davalının adı ve ödeme miktarlarının yazılı olduğu dekont fotokopilerinin davada delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
O halde mahkemece, davacı tarafından ibraz edilen 5.11.2009 tarihli banka yazısı ile, aynı Bankadan mahkemeye gönderilen 5.11.2010 tarihli yazı içeriği arasındaki fark nedeniyle, 5.11.2009 tarihli banka yazısındaki bilgilerin doğru olup olmadığı ve belge içeriği ile imzaların ilgili kişilere ait olup olmadığı Banka şubesinden sorularak, kredi ödemelerinin davacılar tarafından yapılıp yapılmadığı, kredi borcuna ilişkin asıl borçlu dışında kefil ya da üçüncü kişiler tarafından ödeme yapılması halinde bunun banka tarafından tespitinin mümkün olup olmadığı belirlenmeli, bu şekilde yapılacak inceleme ve araştırma sonucuna göre gerekirse, davada ispat yükü kendilerinde olan davacılara, karşı tarafa yemin yöneltme hakları bulunduğu da hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemize ait 2.4.2013 tarihli 2012/13683 E. 2013/8422 K. sayılı "onama" ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının karar düzeltme taleplerinin kabulüne, Dairemize ait 2.4.2013 tarihli 2012/13683 E. 2013/8422 K. sayılı "onama" ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy