... vekili avukat ... ile ... aralarındaki dava hakkında ... Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 10.18.2012 gün ve 273-8 sayılı hükmün Dairemizin 10.6.2013 tarih ve 26382-15667 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, davalı ile aralarında yapılan sözlü anlaşma ile davalıdan bir bağımsız bölüm satın aldığını ve davalıya 01.09.2008 vade tarihli bir teminat senedi verdiğini, 08.09.2008 tarihinde taşınmazı tapudan devraldığını, resmi senetten de anlaşıldığı üzere satış bedelini tamamen ödediğini, buna rağmen davalının teminat senedine dayalı olarak icra takibi başlattığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile %40 tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının 10.000,00 TL'yi peşin ödediğini, geri kalan kısım için Finasbank'tan 100.000,00 TL kredi çekip ödemesi gerektiğini, bunun için banka işlemlerinin yapıldığını, tapuda ipotek işlemleri yapılacağı zaman davacının tapuya gelmediğini ve bankanın bu sebeple krediyi kullandırmadığını, elinde teminat senedi olduğu için güvenerek tapuyu devrettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.06.2013 tarih ve 2012/26382 esas 2013/15667 karar sayılı ilamı ile “…..Senedin teminat senedi olduğunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İhtilaf bakiye bedelin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Resmi senedin aksinin aynı kuvvetde bir delille kanıtlanması gerekir. Takibe konu senedin vade tarihinin 01.09.2008 olmasına rağmen tapuda devir tarihi 08.09.2008 olduğuna ve tapuda da taşınmazın bedelinin tamamen alındığı yazılı olduğuna göre bunun aksini davalı kanıtlamalıdır. Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davalının savunmasını kanıtlayamadığı yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde
davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; davalı taraf karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava ve takip konusu senedin teminat senedi olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; teminat senedine konu olan, taşınmaz satış bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Davacının davaya konu bağımsız bölümü, davalıdan konut kredisi kullanmak suretiyle satın aldığı, kredi için ... şubesine müraacat ettiği, 100.000,00 TL'lik kredisinin onaylandığı, söz konusu kredi ile ilgili olarak ipotek belgelerinin hazırlanıp davacıya teslim edildiği, ancak ipotek evrakının imzalanması aşamasında davacının tapu dairesine gelmediği, ipotek alınamadığı için konut kredisi kullandırılamadığı, taşınmazın davacı adına tescilinden sonra ertesi gün yani 09.09.2008 tarihinde ... Karaimer'e satıldığı, ... Karaimer'in de 10.08.2009 tarihinde taşınmazı...'e sattığı ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu ... 2.İcra Hukuk Mahkemesinin ilamı, Bankanın cevabi yazısı ile tüm dosya kapsamı itibariyle anlaşılmakta olup mahkemenin de kabulündedir. Hal böyle olunca mahkemece taşınmaz satış bedelinin ödenmediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken zuhulen bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, HUMK 440 maddesi hükmü uyarınca davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozma kararının kaldırılarak mahkeme kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 10.06.2013 tarih ve 2012/26382 esas 2013/15667 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme ilamının ONANMASINA, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy