MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tüketiciyi koruma kanunundan kayanklanan davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat.....gelmiş ve davalılardan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ... A.Ş.den satın aldığı ... Evleri Sitesindeki dairenin bedelini davlı bankadan kullanılan konut kredisi ile ödediğini, evin sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim edilmediğini, sözleşmeyi feshettiklerini bildirmelerine rağmen ödediği bedelin iade edilmediği gibi kredi taksitlerini de ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek asıl dava ile dava tarihine kadar ödenen 66.126,56 TL nin, sonrasında verilen ıslah dilekçesi ile talebini artırarak ıslaha kadar ödenmek zorunda kalınan 91.752,42 TL nin davalılardan tahsilini, birleşen dava ile de asıl davadan ve ıslahtan sonra tedbiren kredi ödemelerinin dava süresince durdurulmaması nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bakiye 12.635 TL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece asıl davanın 66.126,56-TL'nin dava tarihinden itibaren bankanın uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, birleşen davanın 12.635,00-TL'nin dava tarihinden itibaren bankanın uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ... davalı ... A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 4077 sayılı Yasaya dayalı olarak sözleşmenin haklı feshi iddiasıyla, ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince
hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda mahkemece kısa karar ile asıl davada 66.126,56-TL'nin dava tarihinden itibaren bankanın uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, birleşen davada ise davanın kabulü ile 12.635,00-TL'nin dava tarihinden itibaren bankanın uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davalılardan alınıp davacıya verilmesine hükmedilmiş, gerekçede ise "... ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamış olan davacı ek davadaki hadiseye dayanılarak ek dava açamaz" şeklinde değerlendirme yapılarak birleşen davanın yerinde olmadığının bildirilmiş olması açık çelişki yaratmakta olup, yukarıda izah edildiği üzere hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacı ... davalı ... A.Ş. nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı ... davalı ... A.Ş. nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.