MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının avukatı sıfatı ile icra ve hukuk dosyalarını takip ettiğini, 12.07.2011 tarihli azilname ile davalı tarafından haksız olarak vekillik görevinden azledildiğini, vekalet ücretinin ve masrafların ödenmediğini, tahsili için başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının vekalet görevini özenle yürütmediğini, bu nedenle alacağının tahsilinin geciktiğini, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının ... 5. İcra Dairesi’nin 2011/9663 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 7.600,00 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, bu miktara takipten sonra yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede 2013/31036 2014/32675
dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeğinden kararın düzeltilerek onanması HMK’nun 370/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda belirtilen nedenle temyiz olunan hükmün karar bölümünün (1) nolu bendinde yer alan " İcra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine," kısmının hükümden çıkarılarak yerine "Davacı lehine asıl alacağın yüzde 40'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine" sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.