MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı Kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı vekili avukat ... Pereşan ile davalı vekili avukat ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle alacaklılarla görüşerek adına kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri nakde dönüştürüp, alacaklılarına dağıtması için davalı kardeşine 03.01.2011 tarihli vekaletnameyi verdiğini, davalının azil tarihi olan 11.02.2011'e kadar vekalet görevine devam ettiğini, bir kısım mallarını, annesinin evini satarak, babasından ve eşinden bilezik ve nakit alarak davalıya toplam 396.000,00 TL verdiğini, davalının bu paranın bir kısmını alacaklılarına dağıtmasına rağmen bir kısmını uhdesinde tuttuğunu, yaptığı parasal işlemlerin dökümünü göndermesi için davalıya ihtar çektiğini, davalının gönderdiği dökümde bazı ödemeleri fazla göstererek vekalet görevini kötüye kullandığını, adına yapılan ödeme tutarının 332.982,40 TL olduğunu ileri sürerek, ödeme tutarının 396.000,00 TL dan mahsubu ile bakiye 62.000,00 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile imzaladıkları 26.01.2011 tarihli inançlı işlem sözleşmesine göre, davacının iflas edip Kütahya'dan ayrılmasını müteakip davacı adına olan borçların tasfiyesine giriştiğini, davacı adına yaptığı harcama toplamının 403.185,16 TL olup, alacaklı konumunda olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş; davacının kendisine, vekalet görevinden hariç olmak üzere icra takibine konu edilen bonodan kaynaklı 250.000,00 TL borcunun bulunduğunu ileri sürerek, takas mahsup talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 48.509,10 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; 250.000,00 TL lık bono alacağı için takas 2013/32310 2014/35011
define ilişkin olarak, bu alacağın muvazaalı olduğu, davalının bir yandan 390.500,00 TL yı davacıdan alıp, bir yandan da kendisine 250.000,00 TL borcu olduğunu belirtmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, inançlı işlem sözleşmesi düzenlenirken hiç gerekmediği halde 250.000,00 TL lık bono için “3. şahıslardan mal kaçırmak, mevcudu azaltmak maksadıyla değil, gerçek bir borcu ifa için düzenlenmiştir” ibaresinin bononun hangi amaçla düzenlendiğini ortaya koyduğu gerekçesiyle takas mahsup talebinin yerinde olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal sebebine dayalı olarak eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacının borçlarının tasfiyesi amacıyla davacı adına yaptığı harcama toplamının, davacının verdiği paradan daha fazla olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş; vekalet görevinden hariç olmak üzere davacının kendisine, icra takibine konu edilen 250.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı borcu olduğunu ileri sürerek takas mahsup talebinde bulunmuştur. Takas mahsup talebine konu edilen 250.000,00 TL lık bonodan dolayı davacının menfi tespit talebi bulunmadığı halde, dava konusu edilmeyen bir hususta, takas mahsup talebine konu edilen 250.000,00 TL bedelli bonoyu hükümsüz kılacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Hal böyle olunca mahkemece, takas mahsup talebinin koşulları oluşmadığından bahisle bu istemin reddine karar verilmesi gerekirken, talep dışına çıkılarak menfi tespit kararı içerecek şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.’ nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının gerekçe bölümünün 3. sayfasının (7) nolu bendinin karardan çıkartılarak yerine “Davalı her ne kadar 250.000,00 TL lık bono alacağı için takas mahsup talebinde bulunmuş ise de, takas mahsup talebinin şartları oluşmadığından davalının bu yöndeki talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 1100 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy