Vıp ... Hizm. Ltd. Şti ile ... aralarındaki dava hakkında Cizre Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.11.2012 tarih ve 376-602 sayılı hükmün Dairenin 30.5.2013 tarih ve 14378-14614 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalı idare ile aralarında imzalanan sözleşme süresince 5510 sayılı yasada yapılan değişikliğin davalı tarafından yanlış yorumlandığını ve şirketin istihkaklarından haksız kesintiler yapıldığını, 5510 sayılı yasanın 81 maddesine eklenen bende göre sigorta primlerini düzenli ödeyen ve sigortasız işçi çalıştırmayan işverenleri teşvik etmek amacıyla sigorta pirim oranının %5 lik kısmının hazinece karşılanacağının belirtildiğini, müvekkilinin 5510 sayılı yasanın yürürlüğünden itibaren bu kanun gereğince 5 puanlık indirimleri uygulamak suretiyle sigorta primlerini tahakkuk ettirdiğini ve ödediğini, ancak davalı idarenin söz konusu pirim indirimlerini hak edişlerinden haksız olarak kestiğini ileri sürerek 22.700 TL nin kesintinin yapıldığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiş, karar dairemizce düzeltilerek onanmış, davalı bu defa karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, hak edişlerinden haksız kesinti yapıldığını belirterek haksız yere kesinti yapılan 22.700 TL.nin kesinti tarihinden itibaren ticari avans faiziyle tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile, 22.700 TL.nin kesinti tarihi olan 11.5.2010 tarihinden itibaren
yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Borçlar Kanunun 101/1 (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 117) maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda davacı, kendi hak edişlerinden kesilen dava konusu miktarların ödenmesi için dava tarihinden önce davalıya ihtar çekerek onu temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmemiştir. Bu itibarla hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması zorunludur. Mahkemece, davadan önce davalının temerrüde düşmediği gözetilerek hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazı nedeniyle kararın bu yönüylede bozulması gerekirken, bu hususun zuhulen gözden kaçtığı bu kez yapılan incelemeden anlaşılmakla davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulü gerekmiştir.
Ne var ki, değinilen bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci fıkrasında yer alan (kesinti miktarlarında kesinti tarihi olan 11.5.2010) söz ve rakamlarının karardan çıkartılarak yerine aynen (dava tarihi olan 14.6.2011) söz ve rakamlarının yazılmasına, bu hususun dairemizin 30.5.2013 gün ve 2013/14378-14614 sayılı düzelterek onama ilamına eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy