(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 66)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı şirket, davalının veresiye olarak kendilerinden malzeme aldığını, daha önce aldığı malzemelerden dolayı toplam 3.953,25 TL borçlandığını, bu borca karşılık ödeme yapmışsa da, bakiye 3.100,00 TL borcunun kaldığını, bakiye borç için davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaliyle takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takibe dayanak faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını, listede yazılı malzemelerin mesleği gereği dişçilikte kullanılacak malzemeler olmadığını, çiftliği için davacı şirketten alışveriş yaptığını, ancak faturada yazılı malzemeleri almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Davacı, icra takibine konu fatura sebebiyle davalının bakiye 3.100,00 TL borcunu ödememesi üzerine başlattığı icra takibine itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, savunmasında, faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını, faturada yazılı malları teslim almadığını savunmuştur. Bu durumda davacı, takibe konu 20.10.2007 tarihli faturada yazılı malları davalıya teslim ettiğini ve bedelini almadığını yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Davacının, kendi defterlerine dayanmış olması ve bu defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davacının davasını ispat edemediği ve yemin teklif etme hakkını kullanmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeple davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeple temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, H.U.M.K.nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy