MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, veri hazırlama kontrol elemanı hizmet alımı işi için yapılan ihale sonucu davalı taraf ile aralarında düzenlenen sözleşme uyarınca, Ocak/2009-Nisan/2009 dönemlerinde söz konusu hizmetin yerine getirildiğini; 5510 sayılı yasanın 81 maddesine eklenen (ı) bendine göre sigorta primlerini düzenli ödeyen ve sigortasız işçi çalıştırmayan işverenleri teşvik etmek amacıyla sigorta pirim oranının %5 lik kısmının Hazinece karşılanacağının belirtildiğini, 5510 sayılı yasanın yürürlüğünden itibaren bu kanun gereğince 5 puanlık indirimleri uygulamak suretiyle sigorta primlerini tahakkuk ettirildiğini ve ödendiğini, ancak davalı idarenin söz konusu pirim indirimlerini hak edişlerinden haksız olarak kestiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 11.290,28 TL haksız kesintinin fatura tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2014/16281-39113
2-Davacı, hak edişlerinden haksız kesinti yapıldığını belirterek haksız yere kesinti yapılan 11.290,28 TL'nin kesinti tarihinden itibaren avans faiziyle tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 5.385,65 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ne var ki davacı eldeki dava ile, kendisinden yapılan haksız kesintinin ticari(avans) faizi ile birlikte ödenmesini istemiş olup, mahkemece yasal faize hükmedildiği anlaşılmakta ise de; yeni TTK 19. maddesi (eski TTK 21.madde) hükmü uyarınca tacirin borçlarının da ticari olması asıl olup, taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer taraf içinde ticari iş sayıldığı anlaşılmakla, davacı yönünden ticari iş niteliğinde olan davaya konu sözleşme nedeniyle davacı şirketin, davalıdan ticari faiz talep edebileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece hükmolunan alacağa, davacının, davalıyı, dava tarihinde temerrüde düşürmüş olduğu hususu da dikkate alınarak dava tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/6. maddesi gereğidir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın, hüküm fıkrasının 1. bendinin 1. satırında yer alan "…yasal faizi ile…." ibaresinin hükümden çıkarılarak yerinde “... ticari avans faizi ile birlikte” sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 8.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy