MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, bazı alacakların dava ve icra dosyalarındaki yasal takip işlemlerinin yürütülmesi için davalı avukatla 26.01.2005 tarihinde sözleşme yapıldığını, davalı avukatın davacı adına 2007 den bu yana borçlulardan tahsilat yaptığını, 27.03.2009 tarihinde istifa ettiği halde tahsilat yapmaya devam ettiğini, sözleşme hükümlerine aykırı olarak tahsil ettiği paraları davacı kurum hesabına aktarmadığı gibi istifa sonucu ahzu kabz yetkisi kalmadığı halde tahsilatlara devam ettiğini, davacı kurum adına tahsil ettiği 57.711,00 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren % 150 oranında sözleşmesel faizi ile birlikte davalı avukattan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, istifasının davacı kurum tarafından kabul edilmediğini ve karşılıklı anlaşma ile vekillik görevine devam ettiğini, tahsil ettiği miktara ilişkin olarakta hapis hakkını kullandığını ve taraflar arasındaki sözleşmede davacının imzası olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 56.711,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, alacağın 9.500,00 TL'si için 07/12/2007 tarihinden 500,00 TL'si için 14/12/2007 tarihinden, 9.000,00 TL'si için 15/09/2010 tarihinden, 2.642,00 TL'si için 29/05/2009 tarihinden, 900,00 TL'si için 29/05/2009 tarihinden, 735,00 TL'si için 04/09/2009 tarihinden, 17.250,00 TL'si için 13/04/2010 tarihinden, 16.184,00 TL'si için 26/03/2007 tarihinden itibaren yıllık % 150 yıllık faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı avukatın kendisini vekil olarak temsil ettiğini, davalının davacı adına borçlulardan tahsil ettiği alacakları davacı kurum hesabına yatırmadığı gibi bu konuda kendilerini bilgilendirmediğini, 27.03.2009 tarihinde istifa ettiğini, buna rağmen tahsilatlara devam ettiğini, davalı avukat tarafından tahsil edilen toplam 57.711,00 TL'nin davalıdan yıllık % 150 faizi ile birlikte tahsilini istemiş, davalı ise davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalı tarafından tahsil edilen 56.711,00 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren yıllık % 150 faiz uygulanarak davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak; Gerek yargılama aşamasında gerekse temyiz incelemesine geldiği aşamada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinde, "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır" denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; uyuşmazlığın çözümü bakımından karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı Yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetileceğinin kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK'nun 88 ve 120. Maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesinde; TBK.nda "temerrüt faizi" başlıklı 120. maddedeki düzenlemeye göre, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre belirlenecektir.
Buna göre, mahkemece hükmedilecek temerrüt faizinin TBK'nun 120. maddesine göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece izah edilen bu hususları kapsayan taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 49,50 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 25/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy