MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 23.9.1991 tarihinde 1987 model traktör satın aldığını, daha sonra 5.4.1993 tarihinde dava dışı ...'e sattığını, ... de 21.11.1994 tarihinde dava dışı ...’a sattığını, ... tarafından kullanıldığı süre içinde söz edilen traktörün çalıntı olduğundan bahisle zapt edildiğini ve asıl sahibi tarafından teslim alındığını, traktörü kendisinden satın alan ...'e karşı açılan ve ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/368 esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada davadan ihbar olunmak suretiyle haberdar olduğunu, anılan dava sonucunda dava dışı ...’in 11.000 TL maddi tazminata mahkum edildiğini, ...'in hükmedilen tazminatı ödedikten sonra rücu hakkını kullanarak kendisi aleyhine de .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/255 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve kendisin de davalı olarak 18.000 TL tazminata mahkum edildiğini, bu bedeli icraen 21.000 TL olarak dava dışı ...’e ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu 21.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 23.9.1991 tarihli satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece, davacıya ihbar edilen davanın 23.6.2008 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıllık her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmuş olduğundan bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğuna göre, uygulanacak zamanaşımı süresi 6098 sayılı T.B.K. (eski B.K. ) 146.maddesi uyarınca “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü gereğince 10 yıldır. Diğer yandan, anılan yasanın “zamanaşımının başlangıcı” başlıklı 149. maddesinde (eski B.K. 128. md.) “Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.” hükmü de gözetildiğinde, satış sözleşmesine konu traktör, asıl sahibi tarafından 20.5.2005 tarihinde çalıntı olduğundan bahisle zapt edilmiş, buna ilişkin açılan davadan davacı, 26.12.2005 tarihinde ihbar edilmek suretiyle haberdar olmuştur. Başka bir anlatımla, 20.5.2005 tarihinde zapt edilen aracın çalıntı olduğunun, ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/368 esas sayılı dosyası ile davacıya 16.12.2005 tarihinde ihbar edildiğine göre, zamanaşımı süresinin bu tarihte başlayacağa gözetildiğinde, 9.4.2013 dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Zamanaşımı süresinin “1 yıl” olduğunun kabulü ise, hatalıdır. Hal böyle olunca; mahkemece zamanaşımı süresinin, açılan dava tarihi itibariyle dolmadığı kabul edilip işin esasına girilerek, taraf delilleri toplanıp hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.