MAHKEMESİ : ...Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında ... futbolcu transfer sözleşmesi ile ücret protokolü yapıldığını, bu sözleşmelere göre ücretinin ödenmemesi nedeniyle ... Talimatının 28. maddesine uygun olarak yapılan ihtarnameyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, fesih tarihi itibariyle 710.488 TL alacağının doğduğunu, 481.500 TL ödeme yapıldığını, bakiye alacağının 228.988 TL olduğunu, bu bakiye alacağın 199.000 TL kısmına ilişkin icra takibi yaptığını, davalının 143.000 TL kısmı kabul ederek bakiye kısma itiraz ettiğini, eldeki davanın alacak davası olduğunu, bu kapsamda 228.988 TL alacaktan davalının icra takibi sırasında kabul ettiği 143.000 TL mahsubu ile bakiye 85.988 alacağının olduğunu ileri sürerek; 85.988 TL ücret alacağı ile sözleşmenin feshinden dolayı mahrum kalınan kazanç kaybı olarak 115.000 TL'nin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki 2 ve 3 bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile davalı arasında 07.01.2011 tarihli ... futbolcu sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında ödenecek ücrete ilişkin olarak 02.01.2011 tarihli ücret protokolü düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ücrete ilişkin 02.01.2011 tarihli protokole göre alacak miktarının tespiti amacıyla hazırlanan 26.06.2013 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2010-2011 futbol sezonu alacağı 353.002,81 TL, 2011-2012 futbol sezonu alacağ 328.411,60 TL olmak üzere toplam davacı alacağının 681.414,41 TL olduğu, davalı tarafından bu alacağa mahsuben yapılan ödeme miktarının 517.500 TL olduğu, davalının kabulünde olan ve dava dilekçesinde talep konusu yapılmayan 143.000 TL mahsup edildiğinde davacı alacağı 20.914,41 TL kaldığı, bu miktardan davalının 07.06.2011 tarihli tediye makbuzu ile yapılan 14.000 TL ve 16.02.2011 tarihli tediye makbuzu ile yapılan 8.000 TL ödemesininde mahsubu halinde davacının bir alacağının kalmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece bu rapor karara esas alınarak davacının davalıdan alacağı bulunmadığı sonucuna varılarak, davacının ücret alacağına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan ödemeler kapsamında değerlendirilen 16.02.2011 tarihinde 8.000 TL ödemeye ilişkin makbuzda açıklama olarak “... ... maç primleri” yazısı mevcuttur. Bu açıklamaya göre ödemenin sebebinin maç prim ödemesi olduğu, dolayısıyla ücret protokolündeki ücret alacağına mahsuben yapılan bir ödeme olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davalı tarafından 16.02.2011 tarihli tediye makbuzu ile yapılan 8.000 TL ödemenin borca mahsuben yapılan bir ödeme olmadığı ve davacı alacağından mahsubu mümkün bulunmadığı gözetilerek yapılacak hesaplama sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacının sözleşmenin feshi nedeniyle mahrum kalınan kazanç kaybı talebinin reddine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;Davacı, davalı ile yapılan sözleşme kapsamında doğan alacaklarının tahsili amacıyla ... Futbocuların Statüsü ve ... Talimatının 28. maddesine uygun olarak 07.12.2011 tarihli ihtarname ile davalıdan 184.117 TL alacağın 30 gün içinde ödenmesini istemiştir. Davalı da 26.12.2011 tarihli cevabi ihtarname ile 122.617 TL borcu kabul etmiş, bakiye kısma ilişkin itiraz etmiş, ancak davalı ihtarnamede tanınan sürede bir ödeme yapmamış bunun üzerine davacı 09.01.2012 tarihli ihtarnamesi ile alacağının ihtarnamede tanınan sürede ödenmemesi nedeniyle haklı olarak sözleşmeyi feshetmiştir.
BK 325 maddesinde;” iş sahibi işi kabulde temerrüt ederse işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyi mahsup ettirmeye mecburdur.“Aynı yasanın 345. maddesinde “ Muhik sebepler bir tarafın akte riayet etmemesinden ibaret olduğu takdirde bu taraf diğer tarafa, onun akit ile müstahak iken mahrum kaldığı fer'i menfaatlerde nazara alınmak üzere tam bir tazminat itasiyle mükellef olur.Bundan başka hakim vaktinden evvel feshin mali neticelerini, hali ve mahalli adeti göz önünde tutarak takdir eder.”şeklinde yasal düzenlemelere yer verilmiş olup, bu yasal düzenlemeler kapsamında kural olarak, hizmet akdinin tarafı olan işçi sözleşmenin haklı feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir. Bununla birlikte işçinin sözleşmenin yerine getirilmesinden kurtulması tamamıyla başka bir iş yapmaması sonucunu vermemektedir. Çalışma gücü serbest kalan işçi mesleğine uygun bir iş aramak ve bu yoldaki çabasını ispatlamak zorunda olup, yeni bir iş bulmak yoluna gidecek ve o işten sağlayacağı kazancı, işverenden alacağı ücretten indirecektir. İşçinin bu dönem içerisinde kazanacağı para göz önüne alınarak işveren ile yapılan sözleşmeye konu işi yapmaması nedeniyle tasarruf ettiği giderler de ücretten indirilecektir. Ayrıca işçinin kazanmaktan kasten kaçındığı paralar da mahsup işlemine tabi tutulacak, böylece işçinin zararın artmasına yol açacak davranışları önlenmiş olacaktır.
Somut uyuşmazğa dönüldüğünde taraflar arasında genel hizmet sözleşmesi kapsamında ... Futbolcu Transfer sözleşmesi yapıldığı, davacının ihtara rağmen sözleşmeden doğan alacağının ödenmemesi üzerine sözleşmeyi yasal süre içinde haklı olarak feshetmekle, kalan sözleşme süresine ilişkin olarak fesih tazminatı talep hakkının doğduğunun kabulü gerekir.Davacı tarafından fesih tazminatının hesaplanmasına esas ücret kalemleri arasında yer alan maç başı ücretleri yönünden, davacı futbolcunun kalan sözleşme süresi içinde hangi maçlarda ve ne kadar süre ile oyun oynayacağı fesih tarihi itibariyle belli olmadığı, bu anlamda maç başı ücretlerinin davacının oynaması muhtemel maçlar üzerinden hesaplanmasının mümkün olmaması, ayrıca davacının bu dönemde yapılacak maçlarda oynamamak suretiyle iş gücü kaybı yönünden bir tasarrufta bulunduğu dikkate alındığında sözleşmedeki maç başı ücret kaybından dolayı tazminat talep etmesi mümkün değildir.Taraflar arasında yapılan sözleşmede kararlaştırılan diğer garanti ücret ve maaş bedeli yönünden, sözleşmenin feshinden sonra kalan süreye karşılık gelen miktarlara ilişkin olarak yapılacak hesaplamada;davacı futbolcunun mesleki birikimi ve tecrübesi itibariyle sözleşmenin feshedildiği dönem göz önüne alınarak davacının aynı veya pek yakın koşullarda ne kadar süre içerisinde iş bulabileceği ve ne oranda kazanç sağlayabileceği tespit edilerek söz konusu dönemde davacının kazanmaktan bilerek kaçındığı tazminat ile sözleşmeye konu işi yapmaması nedeniyle tasarruf ettiği giderler de ücretten mahsup edilecektir.Ayrıca davacının sözleşmenin feshinden önce görev yaptığı davalı kulübe verdiği hizmetin niteliği ile kulüp tarafından futbolcuya yapılan tüm harcamalar gözetildiğinde bunların hangi oranda futbolcu edimi olarak kulübe geri dönüş yaptığı hususu da değerlendirilerek tarafların diğer taraf aleyhine haksız ve sebebsiz zenginleşmesine sebeb olmayacak şekilde hakkaniyete uygun bir tazminat belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak bu kısma ilişkin talebin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ; Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 22/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy