YARGITAY
ESAS NO :
KARAR NO : Y A R G I T A Y İ L A M I
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI
DAVALI :
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti.davalı...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı idare, davalı kooperatifin müracaatı üzerine dava dışı şahıslara ait ilçesindeki bazı taşınmazları kamulaştırdıklarını ve akabinde 1988 yılında davalı adına tescil edildiğini, davalının, taşınmazların önceki malikleri tarafından tezyidi bedel davası açılması ve kamulaştırma bedelinin arttırılmasına karar verilmesi halinde arttırılan bedeli ödemeyi taahhüt ettiğini, önceki malik tarafından açılan tezyidi bedel davası sonunda 243.983 YTL ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek şimdilik 10.000 TL ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı yasa uyarınca işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davacı talebini ıslah ederek 288.324,57 TL yükseltmiştir.
Davalı,davacı kurumun süresinde gerekli kamulaştırma işlemini yapmaması nedeniyle açılan davadaki tazminattan verilen taahhüt ve protokol kapamında sorumlu tutulamayacaklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı kooperatifin talebi üzerine, dava dışı şahıslara ait dava konusu taşınmazların davacı idare tarafından (davacı idareye devredilen ....tarafından) kamulaştırılmasına karar verildiği, idare tarafından açılan dava sonunda kamulaştırmaya dayalı olarak taşınmazın 09.12.1998 tarihinde davacı idare adına tesciline karar verildiği, davacı idareninde 19.09.1991 tarihinde davalıya taşınmazı devir ettiği, bilahare eski maliklerin 19.06.2008 tarihinde kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadan el konulduğu iddiası ile kamulaştırmasız elatma tezyidi bedel davası açtığı ve yargılama sonunda arttırılan bedel ve masrafları olarak davacı idarenin toplam 243.983 TL yi eski maliklere ödediği anlaşılmakta olup, bu husus taraflar arasındada ihtilafsızdır. Davacı,davalının verdiği taahhütname kapsamında bu ödenen bedelden sorumlu olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmış olup,davalıdan alınan 16.05.1985 tarihli taahhüt belgesi hukuki mahiyeti itibarıyla bir sorumsuzluk sözleşmesi niteliğindedir. Sözleşme serbestisi içerisinde düzenlenen bu sözleşmenin taraflarını bağlayacağı muhakkaktır. Ne var ki, böyle bir sözleşmeye dayanan davacının kendine düşen yükümlülükleri yerine getirmede kusursuz olması zorunludur. Zararın doğmasına veya artmasına kendi kusuru ile sebiyet veren tarafın sırf böyle bir sözleşmeye dayanarak rücu talebinde bulunması TMK'nun 2. maddesi kapsamında hukuken himaye edilemez. Kesinleşen tezyidi bedel ilamında, idarenin kamulaştırma evraklarının malike usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelerdende tarla vasfında iken kamulaştırılan taşınmazın, zaman içinde arsa haline dönüştüğü ve kamulaştırma bedelininde arsa vasfı esas alınarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı idare kamulaştırma oluru 1985 yılında alınan taşınmaza ilişkin kamulaştırma evraklarını malikine usulüne uygun tebliğ etmeyerek taşınmaz hakkında 2008 yılında tezyidi bedel davası açılmasına sebep olmuştur. Bu husus olayda davacı idareninde kusurlu olduğunu gösterir. Bu itibarla, davacının kamulaştırma işlemlerini azami özen ve dikkat göstererek ve süresinde yapsa idi dahi açılacak tezyidi bedel davası nedeniyle bir fark doğup doğmayacağı belirlenerek sonuca gidilmesi zorunludur. Böyle olunca mahkemece, olayda davacı idarenin de müterafik kusurlu olduğu, verilen taahhütnamenin davacı idarenin kusurunu bertaraf etmeyeceği kabul edilerek, bu ilkeler ışığında bilirkişi incelemesi yaptırılıldıktan sonra davacının takdir ve tayin edilecek kusuru oranında bedelden indirimine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.5.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy