MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Genel Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı hastanede, davacılardan hasta ...’nın 2004 yılındaki son doğumdan sonra doğum yırtığının kötü iyileşmesine bağlı rahatsızlık nedeniyle 11.9.2008 tarihinde yapılan ameliyat sonucu bitkisel hayata girdiğini, dava tarihi itibariyle yaşamını bitkisel hayatta devam ettirdiğini, davalı anestezi uzmanı ... hakkındaki şikayet sonucu kusurlu bulunduğundan taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacılardan (hasta eşi) ... ile kendisi ve evdeki küçük çocuklarının bakımı için aylık 800,00 TL ücretle bakıcı tutmak zorunda kaldığını, kardeşi ...'in ...’ye vasi olarak atandığını, vasi ...' in hastanın ...nden çıkarılıp ...'daki evine gelmesinden itibaren hastanın bakımını, eşinin rahatsız olması nedeniyle ücretli bakıcı tutmak suretiyle gerçekleştirdiğini, gerek hasta Amine'nin gerekse eşi ... ile çocuklarının bakım ve tedavi giderlerinin ... ile vasi ...'u ekonomik açıdan mağdur ettiğini, uğranılan maddi kayıp yanında, hastanın bitkisel hayata girmesinin eşi, çocukları ve kardeşlerini derinden etkilemiş olması nedeniyle manen zarara uğradıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... adına (vesayeten ...) için 70.000 TL, eş ... için 30.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL maddi tazminat ile, ...’un kendisi için 250.000 TL, eş için 125.000 TL, çocukları ... için 125.000'er TL, kardeşleri ... için 25.000'er TL olmak üzere toplam 950.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişler; yargılama sürecinde 29.5.2013 tarihinde vefat eden davacı ...’nın mirasçıları, davaya dahil olarak istemlerini yinelemişler, Davacılar, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 100.000 TL' den 236.366 TL'ye yükseltmişlerdir.
Davalılar, kendilerine atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; maddi tazminat isteminin kabulü ile 236,366 TL manevi tazminatın ise kısmen kabulü ile mütevaffa ...’nin eşi ... için 15.000,00 TL, 3 çocuğu için 10.000,00 ‘er TL ve 8 kardeşi için 5.000,00’er TL olmak üzere toplam 85.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacıların ise aşağıdaki bentler dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın açıldığı 29.6.2011 tarihinde davacı ... bitkisel hayatta olup, uğradığı manevi zararlara karşılık olmak üzere vasisi ... tarafından davacı ... için 250.000 TL manevi tazminat isteğinde bulunmuştur. Ne var ki, davacı Amina’nın bu talebi hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. 28.11.1956 tarih ve 15/15 Sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı'nda, "...her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesine yer verilerek, davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir. Her ne kadar davacı ... yargılama sırasında ölmüş olsa da, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 25/4 üncü maddesi uyarınca manevî tazminat istemi, mirasbırakan Amina tarafından sağlığında ileri sürülmüş olmasına göre bu yöndeki taleplerinin kanunen mirasçılarına intikal edeceği de gözetilerek, davacı Amina’nın ölmeden açtığı manevi tazminat talebi açısından olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemesi HMK.nun 297/2 maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Dava, hekimin vekâlet görevinden doğan sorumluluğunu gerektiği gibi ifa edememesi nedeniyle doğan zarardan, vekil sıfatı ile davalı hekimin, adam çalıştıran sıfatı ile davalı hastanenin sorumluluğuna ilişkindir. 22.6.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi amacı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması da değildir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu' nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, istek sahibinin toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi, gözetilmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Dava konusu olayın gelişimi ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetildiğinde, mahkemece mütevaffa ...’nın eş ve çocukları için hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunun kabulü gerekir. O halde, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda takdir edilecek daha makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece eş ... için 15.000,00 TL, çocukları ... için 10.000,00’er TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 16.741,56 TL. harcın davalı-Ege Sağlık'tan, 16.464,36 TL harcın davalı-...'tan alınmasına, peşin alınan 25,20 TL harcın davacılara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.