MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı Kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalılar vekili avukat 'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların anlaşarak davacıdan 40.000 DM para aldıklarını ve bu hususda sözleşme yaptıklarını, davalıların anlaşmaya göre ödemeleri geciktirince davacının Rosenheim Sulh Hukuk Mah.sine başvurduğunu, bu mahkemeden verilen kararda davalıların mahkum edildiğini, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2005/36 Esas sayılı dava da bu karanın tenfizinin istendiği, mahkemeden verilen 2006/355 sayılı karar ile taleplerinin reddedildiği ve Yargıtay tarafından onandığını bildirmiş ve fakat 5 Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasında davalıların borcu kabul ettiklerini, bu nedenle davacının davalılardan olan 40.000 USD alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılara borç para verdiğini iddia ederek alacağının tahsilini istemiş, davalılar ise davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece 19.10.2011 tarihli verilen kararla borcun varlığı kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, dairemizin 15.01.2013 tarihli, 2012/4216 esas-2013/575 karar sayılı ilamı ile özetle davacı alacağının ispat edildiğinin kabulünün gerekmekte olmakla birlikte davalının borcun ödendiğine ilişkin delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bu defa mahkemece, başkaca bir delil sunamayan davalı tarafından davacıya yemin teklif edildiği halde davacı tarafından kabul edilmemesi üzerine ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yemine Davet” başlıklı 228. maddesinden sözedilmiş, aynı kanunun “yemini yerine getirecek kimseler” başlıklı 232. maddesinin 1. fıkrasında ise yeminin tarafa teklif olunacağı hususunun düzenlendiği mahkemece anılan hükümlere aykırı olarak yemin teklif edilen davacıya yemin davetiyesi çıkarılmaksızın vekiline yemin teklifinde bulunmuştur.
Somut olayda yargılamanın 18/03/2014 tarihli celsesinde paranın davacı tarafından borç olarak alınıp alınmadığı konusunda davalı tarafın yemin teklifinde bulunduğu celsede hazır bulunan davacı vekiline bildirilmiş, davacı vekili ise yemin teklifini kabul etmediğini bildirmiştir.
Davalı asilin yemin teklifi 6100 Sayılı HMK’nın 232. maddesine uygun olarak tarafa yöneltilmelidir.Vekile yemin teklifi sözkonusu değildir. Ancak yeminin kabul veya reddi için vekâletnameye özel yetki konulmuş olsa bile vekil buna dayanarak yemini kabul veya red edemez. Vekilin yemini kabul veya red yetkisini kullanabilmesi için müvekkilin (yemin edecek kimsenin) yemin teklif olunan meseleyi öğrendikten sonra vekiline yeminin kabul veya reddini bildirmek için özel yetki vermiş olması gerekir. Çünkü, yeminin kabul veya reddini bildirmek için özel yetki ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunan meseleyi öğrendikten sonra verilebilir. Müvekkile durum bildirilmeden yemin teklif olunan celsede vekilin yemini reddetmesi usule aykırıdır.
Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).
Mahkemece açıklanan bu hususlar gözetilerek davacı asile usulüne uygun yemin teklifi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 4.5.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.