1-..., 2-..., 3-... vekili avukat ... ile 1-... Sağlık Tic. Ltd. Şti. vekili avukat ..., 2-... Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06/06/2012 gün ve 2007/271-2012/304 sayılı hükmün Dairemizin 23.12.2013 tarih ve 2013/3706-2013/32217 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacılar, küçük ...'ün 28/05/2005 günü ... ... Hastanesi'nde dünyaya geldiğini, taburcu edildikten üç gün sonra hem annenin, hem de çocuğun hastaneye gelmeleri ve bir takım kontroller yaptırmaları gerektiğinin söylendiğini, üç gün sonra hastaneye gelindiğinde çocuğa sarılık aşısı yapılıp topuğundan kan alındığını, yapılan tetkiklerin sonucunun üç gün içinde belli olacağınının söylendiğini, kendilerine haber verilmeyince sorun olmadığını düşündüklerini, buna rağmen hastahaneye müracaat ettiklerini, hastanede yetkililerince kan değerlerinin normal göründüğünün söylendiğini, çocuğun 12 aylık olmasına rağmen diş çıkartamadığını ve yürüyemediğini, çocuğu davalı hastaneye götürdüklerini, yapılan kontrollerde çocukta demir ve kalsiyum eksikliği olduğundan bahisle ilaçlar verildiğini, ancak ilaçların olumlu bir gelişme yaratmadığını, küçük ...'un 20 ayını doldurmasına rağmen algılama zayıflığının olması, yaşıtlarına göre gelişiminin yeterli seviyede olmaması, yürüyememesi, konuşamaması, devamlı olarak yalnız kalmak istemesi, bir takım davranış bozuklukları sebebiyle bir problem olduğunu düşündüklerini ve özel doktora götürdüklerini, bu doktorun tavsiyesi üzerine ... Tıp Fakültesine gidildiğini, yapılan tetkikler sonucunda küçük ...'e PKU teşhisi konulduğunu ve fenilketonüri hastası olduğunu öğrendiklerini, bu hastalığın kalıtsal bir hastalık olup erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu, küçük ...'ün topuğundan alınan kanın incelenmesi sonucunda PKU hastalığı olmasına rağmen hasta olmadığı şeklinde rapor veren davalı hastane ile labrotuarın uğranılan zarardan sorumlu olduklarını bildirerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile maddi ve manevi tazminat istemişler, ıslah ile taleplerini arttırmışlardır.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, 172.551,60 TL maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat ile 1.100,00 TL tedavi giderlerine yönelik maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 1.000,00 TL maluliyet tazminatı ile 1.000,00 TL tedavi giderine dava tarihinden, bakiye kalan maddi tazminat miktarına ise 2014/23963-2014/32687
Islah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin reddine dair verilen kararın davalı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş. tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.12.2013 gün, 2013/3706 Esas, 2013/32217 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş; bu kez davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Davacılar,davacı ...'un doğduğu akşam taburcu edildiğini, üç gün sonra tekrar hastahaneye getirildiğini, topuğundan alınan kan örneğinin yapılan tetkikleri sonucunda herhangi bir sıkıntı olmadığı söylendiği halde, yaşıtlarına göre gelişim sağlayamaması nedeniyle ... Tıp Fakültesine götürdüklerini, burada yapılan tetkikler sonucunda küçük ...'e PKU teşhisi konulduğunu ve fenilketonüri hastası olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmışlardır. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, aldırılan Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'nun 10/04/2009 tarihli raporunda, "...hasta ve hastane ifadelerinde çocuktan doğumun 3.gününde PKU testi için topuktan kan alındığının beyan edildiği, ancak buna ait tıbbi kayıt bulunamadığı, hastada üçüncü günde kan alınmasının tıp kurallarına uygun olduğunun kabulü halinde hastaneye atfı kabil kusur olmadığı ..." yönünde görüş bildirildiği, üç gün içinde topuktan kan alındığına ilişkin herhangi bir tıbbi belge ve kayıt bulunmadığı, aynı şekilde davalı labrotuara da kan örneğinin ne zaman gönderildiğine ilişkin kayıt olmadığı, her iki davalının da üzerlerine düşen gerekli özeni göstermedikleri ve yapılan işin niteliği itibariyle verilen zarardan birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen özel hastanenin sorumluluğuna ilişkin olup, hasta, özel bir teşhis ve tedavi merkezine teşhis ve tedavi için başvurmuş ve kabul edilmiş ise, taraflar arasında tam bir tedavi sözleşmesinin kurulduğu kabul edilmelidir. Hasta, özel teşhis ve tedavi merkezini tercih ederken o merkezde verilen hizmetin niteliğine ve kalitesine güvenerek gelmektedir. Teşhis ve tedavi merkezi de, teşhis ve tedavi ile ilgili hizmetin verilmesinde üst derecede özen ve sadakatle görevini yapmalıdır. Bu özen, başta doktor ve diğer yardımcı personeli seçme ve denetleme açısından yüksek oranda gösterilmeli, diğer şartların hazırlanmasında da aynı ilke unutulmamalıdır.
Somut olayda, davacılar ile teşhis ve tedavisini üstlenen davalı şirket arasında sağlık yardımı yönünden akdi ilişki kurulduğu tartışmasızdır. Davalı özel hastane, öncelikle tacir sıfatıyla basiretli bir tacir gibi davranması gereği yanında, yaptığı hizmetin yaşama hakkını ilgilendiren kamusal nitelik taşıyan sağlık hizmeti olması nedeniyle de hastanın ve özel durumlarda da yakınlarının zarar görmemesi için gerekli olan sadakat ve özeni göstermek durumundadır. Davacıların, doğumdan sonraki üçüncü günde küçük Yusuf'u davalı hastaneye götürdükleri ve 2014/23963-2014/32687
bebekten topuk kanının davalı hastanede alınarak, yine davalı hastane tarafından diğer davalı şirkete ait labaratuara gönderildiği, test sonucunun davalı hastane tarafından davacılara bildirildiği, hatta “PKU testi tarama toplu sonuçları” başlıklı labaratuar sonuç kağıdında davalı hastanenin kaşesinin ve başhekiminin imzasının bulunduğu, bir başka ifade ile davacıların sadece tedavi sözleşmesinin tarafı olan davalı hastane ile muhatap oldukları tüm dosya kapsamı itibariyle anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davalı hastanenin tetkiklerini gönderdiği labaratuar seçiminde gereken özeni göstermediğinin ve işin niteliği gereği küçük ...'un PKU test sonucunun normal olarak bildirilmesinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Adli Tıp Kurumunun "...hastada üçüncü günde kan alınmasının tıp kurallarına uygun olduğunun kabulü halinde hastaneye atfı kabil kusur olmadığı ..." yönündeki raporu ise sadece topuk kanının alınması aşamasına ilişkin olup yüzeysel olarak düzenlenmiştir ve hükme esas alınamaz. Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının onanması gerekirken Dairemizin 23.12.2013 gün, 2013/3706 Esas, 2013/32217 Karar sayılı ilamında yazılı gerekçelerle zuhulen bozulduğu bu kez yapılan incelemede alışıldığından, Dairemizin bozma kararının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 23.12.2013 gün, 2013/3706 Esas, 2013/32217 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün ONANMASINA, 23.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.