1-... 2-... 3-... 4-... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında... 20.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27/12/2012 tarih ve 2012/508-625 sayılı hükmün Dairenin 02.04.2014 tarih ve 2013/10392-2014/10039 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacılar, vefat eden murisleri Osman Özkan tarafından davalıya vekalet verildiğini,davalının bu vekalete dayalı olarak murislerine ait taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye sattığı halde satış bedelini murislerine ödemediği ileri sürerek,taşınmazın satıldığı tarihteki rayiç bedeli olan 15.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve 31/03/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de taleplerini 350.000,00 TL'na yükseltmişlerdir.
Davalı savunmasında, dava konusu taşınmazı davacıların murisi ile birlikte dava dışı müteahhit Şerafettin Demirci isimli kişiye daire karşılığı verdiklerini, murisin ölümünden önce ise muhtar İbrahim Demir isimli kişiye kat karşılığı sattıklarını,murisin sağlığında bu dairelerin kirasının alındığını,satan kişinin İbrahim Demir olduğunu kendisinin bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün, davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.04.2014 tarihli 2013/10392 Esas ve 2014/10039 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, bu kez davalı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dava,davacıların murisi ile davalı vekil arasındaki vekalet ilişkisi kapsamında dava konusu taşınmazın satılması nedeniyle doğan satış bedeli alacağının tahsili istemine illişkindir.
Davacılar taşınmazın davalı tarafından satıldığı halde bedelinin ödenmediğini iddia etmiş,davalı ise savunmasında taşınmazın ücret karşılığı satılmadığını,taşınmazın maliki olan davacıların murisinin isteği üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak 3. kişiye devredildiğini beyan etmiş olup,davalı, taşınmazın 3. kişiye devri nedeniyle kendisi tarafından bir satış bedelinin alınmadığını,taşınmazın devri karşılığında davacıların murisine daire verildiğini savunmuştur. Dava dilekçesinin ekinde davacılar tarafından murislerine ait olduğu kabul edilerek dosyaya ibraz edilen dilekçelerin yeraldığı,bu dilekçelerin davacıların murisi tarafından belediyeye hitaben yazıldığı anlaşılmaktadır.Davacılar tarafından bu dilekçe içeriklerinin muris Osman Özkan tarafından yazıldığının kabul 2014/24276-36016
edildiği gözetilerek 06.06.2005 tarihli imzasız dilekçenin üçüncü paragrafında taşınmazı önce Mütaahhit Şerafettin Demirci'ye daire karşılığı verdiğini, onun ölümü üzerine inşaatın yapılamadığını, bunun üzerine taşınmazı Mütaahhit İbrahim Demir'e 3 daire karşılığı verdiğini, bu kişi tarafından kendisine yapılmış 3 daire verildiğini, sonrasında inşaatı yapamayınca daireleri geri aldığını beyan etmiş, yine muris Osman Özkan'a ait imzalı 19.01.1998 tarihli dilekçede ise taşınmazın cami yeri olarak ayrılması nedeniyle bu durumu halledeceğini söyleyen Mütaahhit Şerafettin Demirci'ye daire karşılığı verdiğini,onun ölümü sonrasında İbrahim Demir'e daire karşılığı verdiğini,onunda cami yeri olmasına ilişkin meseleyi halledemediğini,işlerinin takibi için davalıya vekalet verdiğini ifade ettiği, her iki dilekçedeki ifadelerin birbirini teyit eder mahiyette olduğu, dilekçelerdeki anlatımlar ile davalı savunmasında yer alan taşınmazın devri nedeniyle bir ücret alınmadığına dair beyanların uyuştuğu anlaşılmaktadir. Nitekim tapu kayıtlarında yapılan incelemede, davacıların murisine ait dava konusu taşınmazın 19.07.1994 tarihinde murise vekaleten davalı tarafından Şerafettin Demirci isimli kişiye devredildiği, 14.07.1995 tarihinde ise İbrahim Demir'e tapu devrinin yapıldığı, bu devir silsilesinin murise ait dilekçe içeriklerini doğruladığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davalının vekalet ilişkisine dayalı olarak yapılan tapu devri nedeniyle bir ücret alınmadığına ilişkin savunması doğrultusunda, murise ait dilekçe içerikleri,tapu kayıtları ve diğer dosyada mevcut delillerin değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davalının bu hususa ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile temyiz incelemesi sonucu verilen dairemiz onama kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
2-Bozma sebebine göre davalının sair karar düzeltme itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 02.04.2014 tarihli 2013/10392 Esas ve 2014/10039 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak,hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı yararına BOZULMASINA,(2) nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 17.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy