MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1069 parseldeki 17/A sayılı özel parsele tekabül eden hisseyi 08.04.1994 tarihinde davalıdan satın aldığını, imar uygulaması sonrasında da 6978 ada 20 parsel olarak adına tescil edildiğini, taşınma üzerinde bina yaptırmak için proje yaptırıp belediyeden izinler alarak masraflar yaptığını, ancak daha sonra dava dışı ...'ın imar uygulamasının iptali için idare mahkemesinde dava açtığını ve işlemin iptal edildiğini ...'ın akabinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açarak tapuyu iptal ettirdiğini, taşınmaz üzerinde inşaat yaptıramaması nedeniyle zarara uğradığını, yapacağı işyeri ve dairelerden yoksun kaldığını, proje ve ruhsat için harcama yaptığını, inşaat yapacağı inancıyla başka yere yatırım yapmaması nedeniyle kardan mahrum kaldığını, bu işleri yapabilmek için taksisini satıp altınlarını bozdurması nedeniylede zarara uğradığını, bu olaydan manevi yönden de zarar gördüğünü ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 13.000 TL maddi 40.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı, olayda kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 3.566,85 TL alacağın masrafların yapıldığı 08.06.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
2014/24865-33194
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, dava dilekçesinde alacağın faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece, alacağın masrafların yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda davacının, dava tarihinden önce davalıya ihtar çekerek onu temerrüde düşürdüğü iddia ve ispat edilmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece, hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde masrafların yapıldığı tarihten itibaren faize karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HMK'nun 370.maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın "Hüküm" başlıklı bölümünün (1) nolu bendinde yazılı “masrafların yapıldığı 08/06/1999 tarihinden” söz ve rakamlarının karardan çıkarılarak yerine “dava tarihinden” sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 195,60 TL harcın istek halinde davacıya, peşin alınan 220,80 TL harcın davalıya iadesine, 30.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.