... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.3.2013 tarih ve 2011/346 2013/156 sayılı hükmün Dairenin 1.10.2013 tarih ve 2013/16366-23915 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, ... ... Devlet Hastanesinde işçi statüsünde çalışmakta iken, yasa uyarınca memur statüsüne geçirildiğini, İş Yasasına tabi olduğu dönemde Türkiye Sağlık İşçileri Sendikasına üye olduğunu, bu sendika ile işveren SSK arasında imzalanan sözleşme uyarınca ödenmesi gereken alacaklarının tahsili için davalıya vekaletname verdiğini, hak ettiği TİS'den kaynaklanan ücret farkı, ikramiye, sosyal yardım, hizmet zammı, konut ve vasıta yardımı, fazla çalışma, genel tatil ve yıllık izin ücretlerinin tahsili için davalı tarafından ... 6. İş Mahkemesi'nin 2008/595 esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın karara bağlanarak kesinleştiğini, ne var ki davalının hatalı ve eksik hesaplamalar yapması, gerek faiz başlangıçlarında gerekse faiz türlerinde hatalı taleplerde bulunması ve verilen kararı da temyiz etmemesi nedeniyle zarara uğradığını, bu zarardan, özen borcunu yerine getirmeyen davalı avukatın sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.000,00 TL'nin, temerrüt tarihi olan 2.5.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talep miktarını 34.040,76 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 15.966,25 TL’nin 3.5.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, taraflarca temyiz edilen hüküm, Dairemizce onanmış olup, taraflar bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
2014/2606-32422
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalı avukatın özen borcunu yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili olan davacının, zarara uğradığı iddiasıyla açmış olduğu tazminat istemine ilişkindir. Davacı, bilirkişi tarafından mahsup işleminin hatalı yapıldığını, davalı tarafından düzenlenip imzalanan ibraname başlıklı belgede kendisine 11.404,00 TL ödendiğinin belirtildiğini, bilirkişi raporunda ise, istenmesi gereken faiz miktarından, davalının kendisi adına talep ettiği faiz miktarının mahsup edildiğini, oysa ki ibranamedeki miktarın mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek, bilirkişi raporuna itiraz etmişse de, mahkemece davacının bu itirazı üzerinde durulmamış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, avukatı olan davalının işçilik alacaklarıyla ilgili olarak açmış olduğu davada, gerek faiz türü gerekse faiz başlangıcı yönünden istemde bulunurken kendisini zarara uğrattığını ileri sürerek, tazminat istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece de, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının işçilik alacakları arasında toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak kalemleri de bulunmaktadır. Gerçekten de, davacının uğramış olduğu zararın tespiti yönünden, mahkeme kararında da vurgulandığı üzere 2822 Sayılı Yasa uyarınca toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda en yüksek işletme kredisi faizinin talep edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki bu konudaki uyuşmazlık, işletme kredisi faizinin hesabında hangi bankaların uygulamalarının esas alınacağı ve bu oranların sürekli olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında, geciktirilen süreye göre temerrüt faizi hesabında işletme kredisinin faizini fiilen uygulamış bankaların uyguladıkları oranların esas alınarak geçmiş günler faizinin belirleneceği ve ayrıca birer yıllık dönemler itibari ile hesaplamanın yapılması yönündedir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 6.5.2010/7986-11562 sayılı kararı) Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de, uygulamayı bu yönde sürdürmektedir. Öte yandan benzer nitelikte ve aynı davalının taraf olduğu bir kısım dosyalarda Dairemizce verilen bozma kararlarında ve davalı tarafından örnek gösterilen dava dosyalarında, faiz oranı konusunda farklılık bulunduğu belirtilerek çelişkinin giderilmesi istenmiştir. (Dairemizin 18.6.2013 gün ve 2012/11887- 2012/16514 sayılı kararı) O halde mahkemece, bu doğrultuda araştırma ve inceleme yapılmalı, özellikle işletme kredisi faiz oranı belirlenirken, fiilen uygulanan faiz oranları birer yıllık dönemler halinde araştırılmalı, faiz
2014/2606-32422
hesaplanırken da birer yıllık dönemler halinde hesaplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, tarafların karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemize ait 1.10.2013 tarih, 2013/16366 esas ve 2013/23915 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1. bent gereğince tarafların diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, yukarda açıklanan nedenlerle, Dairemize ait 1.10.2013 tarih, 2013/16366 esas ve 2013/23915 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün 2. bent gereğince davacı, 3. bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy