MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı-Karşı Davalı, davalı-karşı davacının sözleşmeli avukatları olduğunu, kesinleştirilip sonuçlandırıldıktan sonra davalı-karşı davacı avukata devredilen dava dosyaları üzerinde işlem yapmış gibi göstererek avukatlık ücreti tahsil ettiğini, davalı avukatın 31.3.2003 tarihinde haklı nedenlerle azledildiğini ileri sürerek, davalının haksız olarak tahsil ettiği 7.856,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-Karşı Davacı avukat, haksız azledildiğini savunarak davanın reddini dilemiş; açtığı karşı davasında da, davacı-karşı davalı ile aralarında 31.5.2002 tarihli avukatlık sözleşmesi imzalandığını, asıl davaya konusu 317 adet dava dosyaları 9.9.2002-23.12.2002 tarihlerinde teslim aldığını, bu dosyaların en az yarısı üzerinden işlem yaptığını ve mesai harcadığını, kaldı ki aralarındaki sözleşmenin 4. maddesinde avukatlık ücretinin yarısının peşin ödeneceği hükmü bulunduğunu, sözleşmeye göre bakiye alacağının 18.375,00 TL vekalet ücreti alacağının olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalının davasının kısmen kabulü ile 6.461,54 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalı-karşı davacının ise davasının kabulü ile 1.000,00 TL alacağının dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı-Karşı Davalının karşı davaya yönelik temyizine gelince; Avukatın, vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanununun 505. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 389.) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, vekil, adı geçen Kanununun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanununun 506. (Mülga Borçlar Kanununun 390.) maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir.
Bu açıklamadan sonra somut olaya bakılacak olursa; karşı dava, davalı-karşı davacı avukatın, haksız azil iddiasına dayalı olarak açılan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 31.5.2002 tarihinde başlayan vekalet ilişkisinin, 31.3.2003 tarihli azilname ile sona erdiği anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı avukat, azlin haksız olduğunu ileri sürerken, davacı-karşı davalı idare ise cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu nedenlerle davalı-karşıdavacı avukatı haklı olarak azlettiğini savunmuştur. Dosya kapsamından, azlin haklı olduğu anlaşıldığı gibi, mahkemece de azlin haklı olduğu kabul edilmiş, ancak, davalı-karşı avukatın emek ve mesaisine karşılık 1.000,00 TL’nin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ne var ki, azlin haklı olduğu mahkemenin de kabulünde olduğuna göre, davalı-karşı davacı avukatın harcanan emek ve mesaisine karşılık bir ücret takdiri yerinde değildir. O halde mahkemece, davalı-karşı davacı avukatın açtığı karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine; (2) no.lu bentte açıklanan nedenle karşı davaya ilişkin kararın davacı-karşı davalı İdare yararına, BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.