1-... 2-... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.11.2013 tarih ve 2012/410 2013/833 sayılı hükmün Dairenin 09.04.2014 tarih ve 2014/11291-10851 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacılar, davalının avukatı sıfatıyla edimlerini yerine getirdiklerini, ancak haksız olarak azledildiklerini, sözleşme ile kararlaştırılan 25.000,00 TL akdi vekalet ücreti ile, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas, 2008/11 karar sayılı ilamında hükmedilen 8.900,00 TL karşı taraf vekalet ücretinin ise ödenmediğini, söz konusu alacaklarının tahsili için başlatmış oldukları icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar icra tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 25.000,00 TL akdi, 8.900,00 TL karşı taraf vekalet ücreti olmak üzere toplam 33.900,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz uygulanmasına, inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, davacı tarafından temyiz edilen hüküm Dairemizce onanmış, davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da 2014/26985-33079
bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Kaldı ki, inkar tazminatı müddeabih kapsamında olmadığından, reddedilmesi halinde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği de mahkemece göz ardı edilmiştir.
O halde açıklanan nedenlerle, HMK.’nun 370/2. maddesi gereğince hükmün inkar tazminatı yönünden düzeltilerek onanması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olmakla, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 9.4.2014 tarih, 2014/11291 esas ve 2014/10851 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 9.4.2014 tarih, 2014/11291 esas ve 2014/10851 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün 2. pragrafında bulunan (Yargılama sonucu alacağa varıldığından inkar tazminatı talebinin reddine) sözlerinin ve yine 6. pragrafında bulunan (İnkar tazminatı talebinin reddi nedeniyle davalı vekili yararına 1.320,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine) söz ve rakamlarının tümüyle karardan çıkarılarak, yerine (hükmedilen asıl alacak miktarı olan 33.900,00 TL’nin % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, 28.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy