MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kurum ile aralarında sağlık hizmetleri sözleşmesi bulunduğu, sözleşme gereği kurum hastalarına hizmet verdiğini, hastalara kullanılan ilaç salınımlı stent malzemesinden doğan bedelin tamamının kurum sigortalısından tahsil edildiği halde, bu işlemler nedeniyle ayrıca ilaçsız stent bedeli kadar kısmının da kuruma fazladan fatura edilerek haksız kazanç sağladığı iddiası ile 16.157,30 TL haksız kesinti yapıldığını, bu bedelin faiziyle birlikte hak edişlerinden mahsup edildiğini, işlemiş faizi ile birlikte toplam 21.711,36 TL'lik yapılan haksız kesintinin ödeme(mahsup) tarihi olan 08.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ile davalı kurum arasında sağlık hizmetleri sözleşmesi imzalandığı ihtilafsız olup; davacı eldeki davada davalı kurum tarafından, hak edişlerinden haksız yere yapılan kesintinin tahsilini istemiştir. Mahkemece işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlık, özel hukuk hükümlerine tabi ve taraflar arasında yapılmış bulunan sağlık hizmetleri sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Özel hukuk hükümlerine tabi olan ihtilafta, davalı kurum, tacir olmadığı gibi yargılamaya konu olan dava da, Ticaret Kanununda belirtilen mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Davalı tacir olmadığından, tek başına davacının tacir olması davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bu itibarla, davanın görüm ve çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü zorunludur. Dava tarihinin 2.7.2012 olduğu da gözetildiğinde, 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nun 5/3. maddesi de "Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmünü haizdir. Görevle ilgili düzenlemeler ise kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. O halde mahkemece, davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine kararı verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi sıfatı ile hükme bağlanması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy