MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-birleşen dosyada davalı ile birleşen dosyada davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ...’nin hesabına 8.3.2012 ve 15.5.2012 tarihlerinde toplam 200.000,00 TL havale ettiğini, işlem dekontundan da anlaşılacağı üzere paranın gönderiliş amacının ödünç vermek olduğunu, şifahi uyarılara rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine hakkında icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davacı ... ile aralarında ödünç ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu edilen 200.000,00 TL’nin de .... ile davalı arasındaki taşınmaz satışından kaynaklanan ön ödeme olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini dilemiştir.
Birleşen dosya davacısı ...., davacı-birleşen dosya davalısı ... ile aralarında 8.3.2012 tarihli sözlü anlaşma ile 2.500.000,00 TL taşınmaz bedeli ve 450.000,00 TL KDV olmak üzere 2.950.000,00 TL’ye taşınmaz satışı konusunda anlaştıklarını, 200.000,00 TL’sinin ön deme ile 2.500.000 TL’nin ise satış sırasında ödendiğini, ancak bakiye 250.000,00 TL’lik kısmının ödenmediğini, bakiye kısım için 200.000,00 TL ve 50.000,00 TL lik iki ayrı takip başlatıldığını, davacı-birleşen dosya davalısının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek iki ayrı açtığı davada vaki itirazların iptaline, takiplerin devamına ve anılan davaların asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen davaların ise HMK. 150. Maddesi gereğince 3 ay içinde yenilenmediği gerekçesiyle 21.3.2014 tarih itibariyle açılmamış sayılmalarına karar verilmiş; davacı ve birleşen dosya davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Asıl davada davacı ..., davalı ....’ye banka havalesi ile 200.000,00 TL ödünç verdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise gönderilen paranın dava dışı ... ile davacı arasındaki taşınmaz satışına ilişkin ön ödeme olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Davalı şirketin bu savunması, gerekçeli inkâr (vasıflı ikrar) niteliğindedir. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. Davacı ...’in dayandığı 8.3.2012 ve 15.5.2012 tarihli 100.000’er TL’lik iki ayrı banka dekontlarda “benden talep edilen ödünç para” ibaresi yazılıdır. Bu yazılar ile davacı üzerine düşen ispat yükünü, başka bir anlatımla karz akdi iddiasını doğrulamıştır. Hal böyle olunca mahkemece, dava konusu 8.3.2012 ve 15.5.2012 havalelere ilişkin asıl davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler ile düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin hükümler, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 45. ve devamı (HMK 166. ve devamı) maddelerinde düzenlenmiş olup, amacı usul ekonomisine hizmet etmek ve aynı konuda çelişkili kararlar verilmesini önlemektir. Anılan Yasanın 45/1. (HMK 166/1) maddesine göre; "Aynı mahkemede görülmekte olan davalar arasında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir." Birleştirmenin koşulu olan “bağlantı” da, aynı yasanın 45/3. (HMK 166/4) maddesinde, "Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelik bulunması" olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, asıl davanın davacısı ..., davalısı ise ... olup, birleşen dosyaların davacısı ... olup, davalısı ...dir. Asıl davada davacı, davalıya ödünç verdiğini ileri sürerek vaki itirazın iptalini istemiş; birleşen dosyadaki davacı şirket ise, taşınmaz satışına ilişkin bakiye alacağının tahsiline yönelik yapılan takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. Başka bir anlatımla asıl dava ödünç (karz) akdine, birleşen dava ise satış sözleşmesine dayanmış olup, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği dayandıkları sözleşmelere ilişkin her türlü iddia ve savunmayı ancak sözleşmenin tarafları, birbirine karşı ileri sürebileceklerdir. Her iki dosyanın da tarafları da, konuları da birbirinden farklı olduğu anlaşılmıştır. Başka bir anlatımla, satış sözleşmesine dayalı açılan birleşen davalar ile asıl dava arasında fiili ve hukuki irtibat bulunmadığından, yargılamanın daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi davaların birleşen davalar ile asıl davanın ayrı görülmesi gerekirken, davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi doğru değildir. O halde sözü edilen birleşen davaların asıl davadan tefrik edilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde birleştirilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Birleşen davalara yönelik temyiz itirazlarına gelince; birleşen ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/395 esas ve ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/317 esas sayılı dava dosyalarının takip edilmemesi sonucu 21.12.2013 tarihinde HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı, 3 ay içinde yenilenmediği gerekçesiyle, birleşen dosyaların HMK'nın 150/5 maddesi gereğince 21.3.2014 tarihi itibariyle açılmamış sayılmalarına karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, birleşen dosya davacısı, 31.12.2013 tarihli celseye katılmayarak davayı takipsiz bırakmış, 21.3.2014 tarihinde harcını yatırdığı ve 25.3.2014 havale edildiği anlaşılan yenileme dilekçesi ile üç aylık yasal süre dolmadan davayı yenilediği görülmüştür. O halde, birleşen dosyaların davacısın, işlemden kaldırılan dosyaları süresinde yenileme dilekçesi vermek suretiyle yenilediği hususu göz ardı edilerek yazılı gerekçe ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1 ve 2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle asıl dosya davacısı ... yararına, (3) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın birleşen dosyalar davacısı ... yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı-b.dosyada davalı ile b.dosyada davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy