MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kurum sigortalısı olup 24.01.1998 tarihinde ölen ...'e davalının 18.12.2004 tarihine kadar emekli maaşı ödemeye devam etmesi nedeniyle kamu zararı oluştuğunu, davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile; ....İcra Müdürlüğü'nün 2009/2190 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 15.498,95TL asıl alacak, 18.863,00TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacak olan 15.498,95TL üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı kuruma verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, emekli kurum sigortalısının 24.01.1998 tarihinde ölmesine rağmen davalı banka tarafından verilen ATM kartıyla sigortalının hesabından 18.12.2004 tarihine kadar emekli maaşları çekilmek suretiyle haksız tahsil edildiği, bankanın da aralarındaki protokole uygun hareket etmeyerek sandık zararına sebebiyet verdiği iddiası ile açılmıştır.
Davacı, kurum sigortalılarının maaşlarının banka aracılığıyla ödenmesi amacıyla davalı banka ile 27.09.1984 ve 15.12.2000 tarihli iki ayrı protokol yapıldığını, davalı bankanın bu protokollere aykırı davranmak suretiyle zarara uğrattığını ileri sürmüştür. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında uğranılan zararın tazminine ilişkin olduğu ve anılan 27.09.1984 ve 15.12.2000 tarihli protokollere konu düzenlemelerin sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde düzenlenen özel hukuk hükümlerine tabi olarak yapılan düzenlemeler olduğu gözetildiğinde, taraflar açısından bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda somut uyuşmazlık yönünden ilgili protokollere konu hükümler değerlendirilerek kusur durumunun tespiti gerekir. Bahse konu protokoller incelendiğinde, 15.12.2000 tarihli protokolün 4.13. maddesinde “Gelir ve aylık sahiplerine süresiz ATM kartı (Bank kart) verilmesinde Banka yetkilidir. Ancak banka ATM kartı (Bank kart) geçerliliğini 1 yılla sınırlandıracak ve bir yıllık süre sonunda gelir ve aylık sahibinin bizzat bankaya gelmesi sağlanarak, yaşadığının tespiti halinde Bank kart süresi bir yıl süreyle uzatılabilecektir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, doğan kamu zararından 15.12.2000 tarihli protokol tarihine kadar olan dönem için, her iki tarafın birlikte kusurunun olduğu ancak bu tarihten sonraki dönem için artık davalıya yükümlülük yüklenmekle, sorumluluğun davalıda olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan hususlar gözetilerek tarafların sorumluluk durumları hususunda sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 2.7.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.