MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ...'ın 1999 depremi nedeniyle tahsis edilen konutu Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile 20.000USD bedel ile kendisine sattığını, ancak hak sahipliği iptal edildiği için satışını vaad ettiği taşınmazın mülkiyetini geçirme borcunun ifasının imkansız hale geldiğini, davalı ...'nın da diğer davalı ...'ın sözleşme kapsamındaki borçlarını yerine getireceğini taahhüt ettiğini, taraflar arasında noterde yapılan bir sözleşme ve bu sözleşmenin teminatı olarak alınan 05/03/2002 tarihli 20.000USD bedelli bono bulunduğunu, sözleşmenin gereği yerine getirilmediğinde ödenen paranın iade edilmesi gerektiğini ve imzalanan senedin bir borç doğurduğunu, buna rağmen ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki dava ile, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın devrinin imkansız hale gelmesi ile, ödediği bedelin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itirazın iptalini istemiş; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, ödediği bedelin iadesi amaçlı icra takibi başlattığına göre, artık tercihini “bedel iadesi” yönünde yapmış bulunmaktadır. Dosyada her ne kadar 05.03.2002 ödeme günlü, alacaklısı davacı, borçlusu davalı ... ve kefili diğer davalı ... olan adi senet mevcutsa da, bu senedin 05.03.2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin teminatı amaçlı düzenlendiği anlaşılmaktadır. 05.03.2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde ise, satış bedeli her ne kadar 20.000USD görünmekte ise de davacı tarafından devlete olan 10.000USD borcun üstlenildiği ve davalı ...'ya yalnızca 10.000USD ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosyaya kazandırılan Düzce Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nün 14.06.2013 tarihli cevabi yazısında, davaya konu konut ile ilgili devlete henüz bir ödeme yapılmamış olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davacı, ödediği bedelin iadesini istediğine göre davalıya ödediği bedelin 10.000USD olduğu kabul edilerek, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, aksi düşüncelerle ve yazılı gerekçeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: (1) nolu bentte belirtilen nedenle kararı temyiz eden davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2-İkinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.668,40 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.