MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ve davalı ... avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı ... vekili avukat ... geldi. Davacı taraftan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı müteahhit ... tarafından 876 parselde inşa edilen 8 nolu bağımsız bölümü 26.07.2000 tarihinde davalı ...'den 3+1 olarak satın aldığını, ... Belediyesi’nin 23.06.2005 tarihli yazısı ile dairenin projesine aykırı olduğunu, 9 nolu bağımsız bölüme ait bir odanın duvarla kapatılarak 8 nolu bağımsız bölüme dahil edildiğini öğrendiğini, 9 nolu dairenin sahibi tarafından aleyhine müdahalenin men'i ve eski hale getirme talebiyle dava açıldığını, 17.05.2006 günü evinin duvarı yıkılmak suretiyle saldırıya uğradığını ve eşyalarının zarar gördüğünü, dairenin değerinin düştüğünü ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.000,00-TL’nin 17.05.2006 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, müteahhit olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davalı ..., dava konusu dairenin kendisine miras kaldığını, projeye aykırı olduğunu bilmediğini, kusurunun bulunmadığını, davacının bu durumdan kendisini haberdar etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ve manevi tazminat isteminin reddine, davalı ... hakkında açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava; davacının davalı ...’den satın aldığı dairenin imar projesine aykırı olduğu gerekçesi ile dairenin değerinde meydana gelen azalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 198. maddesine (6098 Sayılı TBK.’nun 223. maddesi) göre; alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede) ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 198. maddesinde öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının dava konusu 8 nolu daireyi 26.07.2000 tarihinde davalı ...’den 3+1 olarak satın aldığı, dairenin projesine aykırı olduğu, 9 nolu bağımsız bölüme ait bir odanın duvarla kapatılarak 8 nolu bağımsız bölüme dahil edildiği, bu durumun davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren gizli ayıp olduğu, ayıbın İskenderun Belediyesi’nin 23.06.2005 tarihli yazısı ile davacı tarafından öğrenildiği, davacının satın aldığı bu taşınmazla ilgili ayıp ihbarını derhal davalı ...’e bildirdiğine ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece, davalı ...’e
ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddi gerekirken yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukat Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesine göre; davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Somut olayda davalı ... yönünden davanın husumetten reddedilmesi nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davacı ve davalı ...’in sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı ... yararına, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 3. bent gereğince davacı ve davalı ...’in sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 170,80 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya, 25,20 TL'nin davalı ...'e iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy