MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
Davacı, davalının kendisinden borç istemesi üzerine, nakit parası olmadığından davalıya güvenerek kredi kartını verdiğini, davalının, kredi kartını kullanarak 2011 yılında toplam 17.342,00 TL harcama yaptığını, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine bankanın kendisi hakkında icra takibi yaptığını ve maaşından kesinti yapıldığını, icra takip dosyasında borç miktarının 35.000,00 TL ya yükseldiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 35.000,00 TL nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayandığından ve harcamaların en sonuncusu 13.02.2011 itibariyle yapıldığından davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği harcamaların şahsi işler için yapılmış harcamalar olmadığını, davacının abisi ile davalının ortak olduğu şirket için yapılmış masraflar olduğunu, davacının da bu durumu bildiğini, davacının ödünç vermesinin sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sebepsiz zenginleşmenin tüm hesap ekstrelerindeki borçların toplandığı icra takibinin tebliğ tarihi olan 27.2.2012 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihte zamanaşımı süresinin 6098 Sayılı BK'nun 66. maddesi gereği başlamış olacağı, 1 yıllık zamanaşımı süresinin 28.02.2013 te bittiği, eldeki davanın ise 03.10.2013 te açıldığı gerekçesi ile davanın zamanaşımını nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisinden borç istemesi üzerine nakit parası olmadığından kredi kartını verdiğini, davalının, kredi kartını kullanarak 17.342,00 TL harcama yaptığını, davalının kredi kartı borcunu ödememesi üzerine davalı bankanın kendisi hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek, icra dosyasında 35.000,00 TL ya ulaşan borç miktarının davalıdan tahsili için eldeki davayı açmış, davalı zamanaşımı ve esastan da davanın reddini dilemiş, mahkemece sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile zamanaşımından davanın reddine karar verilmiş ise de, ödünç hukuki ilişkisinde zamanaşımı B.K.125.maddesi uyarınca 10 yıldır. Buna göre süresinde açıldığı anlaşılan davada mahkemece, zamanaşımı süresi dolmadığından, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy