MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... vekili avukat ... ile davalı ...vekili avukat ...'nin gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar yanında işçi olarak çalışan dava dışı işçiler tarafından ilave tediye ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade ve işçilik alacakları yönünden açılan davalar sonucunda verilen kararlar dayanak yapılarak kendisi aleyhine icra takibinde bulunulduğunu ve takipler sonucunda 30.12.2009 – 16.05.2012 tarihleri arasında toplam 428.588.28.TL ödeme yaptığını, dava dışı işçilere ödenen miktardan davalı yüklenicilerin sorumlu olduğunu ileri sürerek ödenen bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, hastane binalarının genel temizlik işinin davalılarca üstlenildiğini, ihale şartnamesine göre, çalıştırdıkları işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ile ilgili tazminatlarından davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçilerin iş akitlerinin haksız feshedildiğini belirterek açtıkları davalar sonunda hesaplanan tazminatın davacıdan tahsiline karar verildiği ve icra takipleri sonunda da, davacı idare tarafından ödendiği ihtilafsızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçilere ödenen bu tazminattan hangi tarafın sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Bu cümleden olarak, davacı ile davalılar arasında düzenlenen sözleşmenin eki teknik şartnamenin 4. maddesindeki "iş emniyeti ve sağlık tedbirleri" başlığını taşıyan hükmünde; "Sosyal Sigortalar mevzuatının her türlü işçi-işveren hakkındaki yasalardan dolayı işçi alınması, işçi çıkartılması ve işçi haklarının ödenmesi gibi sorumluluklar firmaya aittir. İdare bu konuda hiçbir sorumluluk taşımaz" şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların serbest iradeleri ile düzenledikleri sözleşme hükümleri ile bağlı olmaları asıldır. Hal böyle olunca tacir olan davalıların çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak ihbar tazminatı ve izin ücreti yönünden son alt işverenin, ilave tediye ücreti dışındaki diğer tazminat talebi yönünden ise her alt işverenin yanında çalışılan süre ile orantılı olarak sorumlu oldukları ancak Devlet tarafından Yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara ilave tediye ücreti ödenmesi ile ilgili düzenleme yaptığı 6772 sayılı “Devlet ve Ona Bağlı müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun” kapsamında sayılan kamu tüzel kişilerinden olmayan davalı şirketlerin, ilave tediye ücretinden sorumluluklarının bulunmadığı göz önünde bulundurularak bu ilkeler doğrultusunda alanında uzman yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine açık yeni bir bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) nolu bentte yazılı nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2.) bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/07/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy