MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalılar vekili avukat ... ile davacı .... ve vekili avukat ...'in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ...'un vekili olarak diğer davalılar aleyhine tapu iptali ve tescil davasını açıp takip ettiklerini, davanın karar aşamasına geldiğini ancak müvekkili ...'in diğer davalılarla sulh yoluna giderek davadan feragat ettiğini, sözlü anlaşmaya göre taşınmazın değeri üzerinden % 15 vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, akdi vekalet ücreti ile karşı yan vekalet ücreti toplamı 60.226 TL.nin davalılardan avukatlık kanununun 165. Maddesine göre müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, ortada gerçek bir feragatın bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, 36.159 TL. Alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıların 25.6.2009 tarihli vekaletle davalı ...'un vekili olarak diğer davalılar aleyhine 5 parsel sayılı taşınmazın tapu iptali ve tescili davasını açıp takip ettikleri, davalı Aziz'in bu dosyaya 12.9.2011 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğine ilişkin dilekçe verdiği ve mahkemece 13.0.2011 tarihinde feragat nedeni ile davanın reddine karar verildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacılar, sözlü anlaşma ile taşınmazın değerinin % 15'i oranında vekalet ücreti ödenmesi hususunda anlaştıklarını ileri sürmüştür. Davalı Aziz, davacı avukatlarla bu oran üzerinden bir anlaşmalarının bulunmadığını, masraflar hariç anlaşma gereği toplam 6.100 TL. vekalet ücretini ödediğini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu ile belirlendiği şekilde, tapu iptali ve tescil davasında keşif ile belirlenen taşınmazın değeri üzerinden avukatlık kanununun 164/4 maddesine göre % 12 oranı esas alınarak akdi vekalet ücreti belirlenmiş ve yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, davacılar tarafından açılıp takip edilen ve 2009/415 esasta görülen davada, harca esas değer olarak 8.000 TL.nin gösterildiği, yargılama sırasında yapılan keşif ile 12.4.2011 tarihli bilirkişi raporu ile taşınmazın değerinin belirlendiği ancak feragat tarihi 12.9.2011 tarihine kadar bu değer üzerinden harcın tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Davacı avukatlar ancak vekaleten yürüttükleri davanın harcı yatırılmış değeri üzerinden vekalet ücretini talep edebilirler. Bu nedenle, mahkemece, anılan dava dosyasında harcı yatırılmış değer üzerinden vekalet ücret hesabı yapılması gerekirken, yanlış değerlendirme ile keşifle belirlenen değer üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan 1. Bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Bent gereğince temyiz edilen kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.