MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı idarenin açtığı ihaleyi kazandığını ve aralarında hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, edinimi yerine getirmesine rağmen davalının 5510 sayılı yasanın 81/1-I maddesine ve sözleşmeye aykırı olarak hakedişlerinden %5 oranında kesintiler yaptığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 10.000 TL'nin tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile talebini 46.041,36 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 46.041,36 TL'nin 31.12.2010 hakediş tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki davanın dava dilekçesinde 10.000 TL'nin tahsilini istemiş, ancak faiz talebinde bulunmamış, ıslah dilekçesi ile talebini 46.041,36 TL'na çıkararak bu miktarın hakediş tarihinden itibaren faizi ile tahsilini istemiş, mahkemece 46.041,36 TL'nin hakediş tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Borçlar Kanunu'nun 101/1. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117) maddesi uyarınca borçlu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Anılan yasa hükmü uyarınca, davadan önce çekilmiş bir ihbar yok ise faize ancak dava tarihinden itibaren 2014/34556-2014/31687
hükmedilebilir. Dava konusu olayda davacı, davadan önce ihtar çekerek davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmediğinden dava tarihinden önceki dönem için faiz isteyemez. Şunu da belirtmek gerekirki, davacı dava dilekçesinde istediği 10.000 TL'na faiz talep etmediği için 10.000 TL yönünden faiz yürütülmesi olanaksızdır. Ne varki davacı ıslah ile arttırdığı 36.041,36 TL için ıslah dilekçesi ile talepte bulunduğu için bu miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir. Öte yandan, Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca davalı idare harçtan muaf olduğu için davalı idare aleyhine harca da hükmedilemez. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne varki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca, mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. bendinin karardan çıkartılarak yerine aynen (davanın kabulü ile 46.041,36 TL'nin davalıdan tahsiline, bu miktarın 36.041,36 TL'sıne 10.12.2013 ıslah tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, mahkeme kararının 2. bendinin bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen (davalı harçtan muaf olduğundan davalıdan harç alınmasına yer olmadığına) sözlerinin yazılmasına, kararın 3. bendinin hükümden çıkartılarak yerine (davacı tarafından yapılan 312,75 TL mahkeme masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, karara 5. bent olarak eklenmek üzere aynen (davacı tarafından yatırılan 166,90 TL harcın istek halinde davacıya iadesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın düzeltilerek bu şekliyle onanmasına, 20.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy