MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2008 yılı haziran ayında davaya konu daireyi kredi borcunu ödemek suretiyle davalıdan haricen satın aldığını, düzenli olarak banka kanalıyla ve bir kısmını da elden olmak üzere davalıya ödeme yaptığını, davalının daireyi başkasına sattığını, kredi ödemeleri nedeni ile davalı hakkında başlattığı icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tapuda devir yapılmasını beklemeden daireye yerleştiğini, akabinde kredi borcunu ödeyemeyeceğini düşünen davacının satış sözleşmesini feshettiğini, taşınmazda kiracı olarak oturmaya devam ettiğinden, yaptığı ödemelerin kira bedeli olarak tahsil ediliğini savunarak, davanın reddini ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini dilemiştir.
Mahkmece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.830,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, şartları oluşmadığından inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/son maddesi(yeni HMK 297) gereğince, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389. maddesinde de(yeni HMK 297), hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Somut olayda, mahkemece dvalının kötü niyet tazminatı talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece verilen karar, HUMK.nun 388.maddesine(yeni HMK 297) uygun değildir. Mahkemece, HUMK.’nun 388. maddesine(yeni HMK 297)uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, aşağıda dökümü yazılı 4,00 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.