MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ...'in kendisine olan borcunu ödemesi için maliki olduğu taşınmazı teminat göstererek kredi çekmesi konusunda anlaştıklarını, bu konuda vekaletname verdiğini, ancak dava dışı ...'in anlaşmaya aykırı olarak 96.000,00-TL kredi çektiğini ve taşınmazına ipotek konulduğunu,konut kredisi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, kredinin geri ödemelerini dava dışı ...'in yaptığını, fakat son taksitleri ödemediğini, bu nedenle kendisinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek kredi sözleşmesi nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin kaldırılmasına, kredi taksidi olarak ödenen 13.135,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini arttırmıştır.
Davalı banka, davacının vermiş olduğu vekaletnameye istinaden ipotek tesis edildiğini, davacının aynı vekaletname ile kredi bedelinin tahsili için de vekil tayin ettiğini, dava dışı vekil ... tarafından verilen talimat üzerine kredinin ödendiğini, davacı ile vekili arasındaki ilişkinin bankayı ilgilendirmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 13.135,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren daha sonra ıslaha konu edilen 68.345,00-TL nin de ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, dosyada mevcut tapu kaydının incelenmesinden ipotek şerhi görülmediğinden ipoteğin kaldırılması yönünde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının, dava dışı ...'in müşterek ve müteselsil kefil olduğu, 18.03.2005 tarihli konut kredisi sözleşmesi ile davalı bankadan 96.000,00-TL bedelli konut kredisi kullandığı, aynı tarihte davacının 680 ada 21 parselde bulunan 8 nolu bağımsız bölümüne banka lehine ipotek konulduğu, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı ancak kredinin davacının hesabına aktarıldığı, davacının dava dışı ...'e verdiği vekaletname uyarınca vekilin 21.03.2005 tarihli talimat mektubu ile davacının hesabındaki kredinin dava dışı Münevver Sormayın'a ödenmesini istediği, davalı bankanın 21.03.2005 tarihli kasa fişi ile kredi tutarını dava dışı şahsa ödediği, ancak kasa fişindeki imzanın da Münevver Sormayın ya da davacıya ait olmadığının tespit edildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı, konut kredisi sözleşmesini imzalamadığını, talimatı olmadığı halde davalı bankaca kredinin dairenin eski malikine ödendiğini ileri sürerek bu kredi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, konut üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve ödemek zorunda kaldığı kredi taksitlerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacının 28.02.2005 tarihli vekaletname ile dava dışı ...'e“ ...aldığım ve alacağım konut kredisinin teminatını teşkil etmek üzere Finansbank...lehine dilediği bedel, derece, sıra ve müddetle olmak üzere ipotek tesisine, ipotek takrirlerini vermeye, ..verilecek konut kredi bedellerini tahsile, bu hususlarda ilgili Banka ve Tapu Dairesinde tanzim olunacak evrakları imzalamaya .., kanunen benim yapmam gerekli tüm işlemleri benden farksız olarak ifa ve ikmale ..” şeklinde yetki verdiği açıktır. Konut kredisi bedelini çekmeye ve kanunen asilin yapması gerekli tüm işlemleri asilden farksız olarak ifa ve ikmale açıkça yetki verilen vekilin konut kredisi bedellerinin 3. şahıslara ödenmesi veya transferi konusunda ayrıca yetkilendirilmesine gerek olmadığı, zira verilen bu yetkilerin 3. şahıslara ödeme talimatını da kapsadığı açıktır. Hal böyle olunca vekaletname ile vekile aynı zamanda “asilin aldığı yada alacağı konut kredisinin teminatı olarak taşınmazını ipotek vermeye” yetki verilmesine, davacının dava dilekçesindeki beyanında kredi taksitlerini dava dışı ...'in ödediğini, ancak onun tarafından ödenmeyen kısmı kendisinin ödemek zorunda kaldığını belirtmesine, bir başka ifade ile kredi sözleşmesinden haberdar olmasına, çekilen konut kredisinin davacının hesabına yatırılmasına ve usulüne uygun vekaletnameye dayanılarak bankaca işlem yapılmış olmasına göre artık kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmaması sonuca etkili değildir. Davalı Banka, basiretli bir tacir gibi davranarak vekilin talimatına uymuştur. Davacı, talimatına aykırı davrandığını ileri sürerek her zaman vekilinden talepte bulunabilir. Hal böyle olunca mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.