MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün 2011/26019 ve 2011/22170 sayılı takip dosyalarında hakkında icra takibi yapıldığını, bu takipler nedeniyle dava konusu 2004 model Opel İnsignia marka aracına hacizler konulduğunu, dosya borcunu kapatabilmek amacıyla alacaklıların talebi üzerine aracın satışı amacıyla davalı ...'ı vekil tayin ettiğini, satış bedeli ile dosya borcunun kapatılacağının kararlaştırıldığını, daha sonradan alacaklı vekilinin aracın satışında zorlanıldığının bildirilmesi üzerine araç satışından vazgeçildiğini, buna rağmen davalı vekilin aracın satış işlemini yaptığını, kendisine bir bedel ödenmediğini ileri sürerek, aracın satış bedeli olan 40.000 TL'nin aracın devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, arkadaşı Fatih isimli kişinin aracılığıyla dava konusu aracı vekaletle aldığını ve kar amacıyla sattığını, 2 bin TL para kazandığını,esasında davacının dava konusu aracı ipotek borcu ve icra dosyasına olan borcuna karşılık dava dışı Yener'e sattığını, Yener tarafından da aracın arkadaşı Fatih'e satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet yoluyla satışı gerçekleştirilen araç bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, 26.05.2014 tarihli bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle; davacının, icra dosyalarına olan borcundan ve araç nedeniyle kullanılan kredi borcundan bahsedilerek, davalının aracın satışına vekil sıfatıyla aracılık ettiği, satışta vekalet görevinin kötüye kullanıldığına dair delil elde edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığı açıktır. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 504 ve devamı maddeleri hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de; vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle; iade borcunda muacceliyet, vekilin hesap vermesi ile veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Dava konusu olayda, ispat yükü davalı-vekilde olup, davalı tarafından vekaleten satışı yapılan aracın bedelinin davacıya verildiği yasal delillerle ispatlanamamıştır. Dava değeri itibariyle olayda tanık da dinlenemez. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açaklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 24/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.