MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı borçlunun Doğal Yapı adıyla faaliyet gösteren işletmesine davalı ve yanında çalışanların imzası karşılığında mal teslim fişlerinde belirtilen malzemeleri sattığını, 26.09.2011 tarihli, 38.263,00-TL'Lik fatura düzenlendiğini ve tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında Alanya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8739 esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını ancak davalının itirazı sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın 20.000,00 TL'lik asıl alacak yönünden iptaline, takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile alışverişten kaynaklanan 10.08.2011 tarihli 20.000,00 TL'lik senedin Alanya 1.İcra Müdürlüğü'nün 2011/7264 Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, 16.000.00-TL'sinin 02.8.2011 tarihli belgeyle ödenmesi nedeniyle İcra Hukuk Mahkemesi'ne yapılan itiraz sonucu, itirazın 16.000,00-TL yönünden kabulüne karar verildiğini, bunun dışında borcunun olmadığını savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın Dairemizin 15.01.2014 tarih, 2013/15339 Esas, 2014/603 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK 67/2 maddesinde takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceği hükme bağlanmıştır. Anılan kanun hükmü uyarınca davacı-alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davacı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır. Eldeki davada davacının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının kötü niyetinden söz edilemez ve onun aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla bozmayı gerektirir. Ancak bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMK.'nun 370/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2)numaralı bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın hüküm bölümünün 2. bendinde yer alan "Asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine ”Şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.