MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Avusturya vatandaşı olduğunu, davalı şirketin işlettiği Hereke Carpet Center isimli işletmeden 29/10/2003 tarihinde 12.600 Euro'ya iki adet halı satın aldığını, satış bedelini ödediğini, ancak ülkesinde bir uzman aracılığıyla yaptırdığı incelemede halıların birinin 900 Euro diğerinin 600 Euro olmak üzere toplam 1500 Euro değerinde antika olmayan yün halılar olduğunu öğrendiğini, diğer davalıların yönlendirmesiyle dolandırıldığını ileri sürerek satış bedelinin, bu talep kabul görmediği taktirde 11.100 Euro bedel indiriminin olay tarihinden ödeme gününe kadar geçen süre içerisinde uygulanacak faizi ile birlikte aynen ya da ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif alış kuru üzerinden TL cinsinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, BK'nun 31. maddesi gereğince öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılmayan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı tüketicinin davalı şirketten diğer davalıların yönlendirmeleri ile satın aldığı halıların ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi, olmazsa bedel indirimi istemine ilişkindir. Mahkemece, uyuşmazlık hile nedeniyle sözleşmenin iptali olarak değerlendirilmiş ve Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılmasına rağmen davanın BK'nun 31. maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Oysaki uyuşmazlık Tüketici Kanunundan kaynaklanmaktadır.
Dava tarihinde yürülükte bulunan 4077 Sayılı Kanunun 4/4 maddesinde; “Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.” hükmü mevcuttur. Somut olayda; davacının halıları 29/10/2003 tarihinde satın aldığı, davanın ise 21/02/2005 tarihinde, bir başka ifade ile süresinde açıldığı sabittir. Hal böyle olunca mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.