MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı işçi Serpil Kalaycı'nın 2007-2011 tarihleri arasında “Yemek Pişirme, Dağıtım ve Sonrası Hizmetleri Alımı İşi” ihalesinin yüklenicisi olan davalılar tarafından çalıştırıldığını, işçilik alacakları nedeniyle Nevşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 2011/ 238 Esas ve 2012/ 246 Karar sayılı dosyasında açılan dava sonucunda dava dışı işçiye 23.907,85-TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, dava dışı işçinin İş Mahkemesinde işçilik alacaklarına ilişkin olarak açtığı dava sonucunda davacı tarafından ödenen meblağın alt işveren olan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İş Mahkemesinde yapılan yargılamada, Devlet Hastanesi aleyhine açılan davanın reddine, Sağlık Bakanlığı yönünden açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir.O halde bu ilam nedeniyle dava dışı işçiye ödenen bedel için rücu davası açmak hak ve ehliyeti Sağlık Bakanlığı'na aittir. Ne var ki, davacı ...'de 02.11.2012 tarih, 663 sayılı “Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile düzenlenen Sağlık Bakanlığı'na bağlı kuruluşlardan birisidir. Hal böyle olunca davacı, temsilcide yanılmıştır. Temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi davanın husumetten reddi gibi ağır bir sonuç doğuramaz. Bu gibi durumlarda gerek teori ve gerekse Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, mahkemece bir ara kararı ile durum belirtilip, davacı tarafa somut olaya göre Sağlık Bakanlığı'nı temsilci olarak göstermek üzere dava dilekçesini düzeltmesi ve tebliğ ettirmesi için mehil verilmesi, usuli hata düzeltildikten sonra davaya devam edilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.